Saturday, August 25, 2018

Üslub-u beyan?!

Üslub-u beyan?!“Kişisel değil. Yalnızca iş!”"BABA" filminden bir replik....24 Sevr nedir?!16 Nisan referandum'u, 24 Haziran sandığı kapsamında; İdlib, "Erdoğan Baharı"nın neresindedir?! ile Putin arasında gidip gelen Ankara, lades çubuk'undan farksız!Suriye'deki bataklık bir anda Türkiye'yi de içine çeker mi ve/veya sınırımızdaki jeo-stratejik Rip akıntısından korunmak için ne yapmalı?! cevap: ?!Konjonktür, her şeye, her yön'e gebe."Baba" filmindeki, “Kişisel değil. Yalnızca iş!” repliğini tekrar ede ede, Vatan'ın ne hale geldiği, getirildiği ortada!Nokta....VAZİYETDolar'ın ateş'i kağıt'ı vurdu! var ki, Neo Lale Devri'nde bir kısım medya ve yayınevi hariç, o kağıt'lara ne basıldığı sır değil!Yobaz BOP'ta "Aşk'ın ve haz'zın her hali".Dolar 7 TL'yi bulacak, sonra 6'ya düşecek, sonra da buna sevinilip, "bayram tatili" deyip borç'la sahillere koşulacak!Nerede var böyle bir ülke!?Dolar 5 TL'nin üzerinde ise her şey beş kat pahalı demektir.Bir zamanlar, Sabah'ın tiraj raporu, Hürriyet'i geçince, logo'nun yanına nazar boncuğu eklenmişti.Misal bu misal, nüans, ortada nazar boncukluk bir durum yok.Ne var ki, "huni" mümkün!Hal böyleyken; kağıt'ın bu kadar pahalı olduğu ortamda, el boyamayan kağıda gazete basan HaberTürk gazetesi yok ise soru şu:İçi boş haftasonu eklerine ihtiyaç var mı?!Magazin eklerini ne yapmalı?!Dönüşecek ise medya nasıl, hangi içerik'le dönüşmeli!?Çağın ruh'u nedir, ne değildir?!El cevap:Neo Lale Devri bitti, ne var ki medya'sı, o medyanın dayattığı tüketim anlayışı direnmeye devam ediyor.Olmuş ile ölmüşe çare yok ise o medyaları finanse eden patronaj, 'Çare nedir ne değildir'i düşünsün!Nokta....DURUM ANALİZYazı şu:Sefer Levent: GÜNGÖR URAS GİBİ YAZ'“Sefer Bey kardeşim. Ellerine sağlık. Yeni köşen çok güzel olmuş. Konuları da çok iyi seçiyorsun. Keşke bu tür işlerin sayısı artsa...”2016’da Kasım ayının ilk günlerinde Hürriyet’in o zamanki yayın yönetmeni Sedat Ergin benden Vatandaşın Ekonomisi adı altında yeni bir köşe kaleme almamı istedi. Köşenin manifestosunu beraber yazdık: “Bu köşedeki amacımız, ekonomide olan bitenlere vatandaşın penceresinden bakmak. Vergilendirilmiş kazanç ne kadar kutsalsa, vergisini ödeyen vatandaşın hakkı da bir o kadar kutsal. Vergi mükelleflerinin verdiği her kuruş verginin bir toplumsal fayda olarak ona geri dönmesi gerekiyor. Amacımız vergisini ödeyen vatandaşın hakkını sonuna kadar savunmak.”Köşenin tarifi netti ancak üslubu, dili nasıl olacaktı... Sedat Ergin dört kelimelik çok net bir tanım yaptı: “Güngör Uras gibi yaz.”Güngör Uras gibi yazmak... Aslında çok net ama bir o kadar zor... Hayatın içinde olmak, gazeteci bilmişliğini bir tarafa bırakıp bizzat vatandaş olmak, vatandaşın dilinden anlamak ve o dilde yazmak...Yine 2016, Aralık ayının sonlarıydı. Telefonun ucundaki Güngör Uras yukarıdaki sözlerle Vatandaşın Ekonomisi köşesi için beni sadece tebrik etmiyor aynı zamanda teşvik de ediyordu.Geçtiğimiz hafta kaybettiğimiz Güngör Uras ile hiç beraber çalışmadık. Ancak ne zaman, hangi ortamda bir araya gelsek, ne zaman birbirimizi arasak hep o mütevazı ve beyefendi kişiliği ile karşımdaydı.Yazdıkları sadece okurlarına değil biz ekonomi gazetecilerine de hep ilham verdi, yol gösterdi. Güngör Uras’ın güncelliğini yitirmeyecek binlerce yazısı arşivlerde, onlarca kitabı raflarda duruyor. Bu yüzden Uras yazdıkları ile düne ve bugüne değil yarına da ışık tutacak.Mekanı cennet olsun... şu:Kör ölür baden gözlü olur misali, sallayan sallayana!Amaç'ım yazı'yı yazanı incitmek değil ama ifrat / tefrit arasında gidip gelen şark'a özgü oryantalist satır'lardan gına geldi.Güngör Uras, değerli bir isimdi, güzel yazardı, basit anlatırdı ama TÜSİAD'ın, sermaye'nin kalem'i idi.Londra üzerinden yazardı.Başka şeyler de yazardı, doğru, 2007 sonrasındaki kumpas'la ilgili kaç yazısı var?!"Uras gibi yazmak" güzel bir şey ama Güngör Uras da, Aydın Boysan da, Bab-ı Ali yokuşunu dışarıdan tırmananlardandı.Köken olarak gazeteci (ya da eski nesil gazeteciler gibi edebiyatçı) değiller.Rencide etmek için söylemiyorum, Sedat Ergin kendisi "Güngör Uras gibi" neden yazmıyor, yazamıyor!?Hıncal Uluç, Zülfü Livaneli, Selahattin Duman vb.Sedat Ergin gibi "zor okunan" yazı örene, bizim meslekte "akademisyen yazar" derler.Uzun lafın hülasası, Güngör Uras, yazmaya başladığında meslek'te çok başarılı yazarlar ve onların başarılı üslup'ları vardı.Uras o üslup'lar üzerinden yazarak, kendi üslup'unu yarattı.Çetin Altan, Bedii Faik, Hasan Pulur, Halit Çapın, İlker Sarıer, Engin Ardıç, Hıncal Uluç, Ertuğrul Özkök, Hasan Cemal, Cengiz Çandar vb.Misal, Doğan Hızlan kitap eleştirileri yazar ama yazıları akmaz, kıvam değildir.Rahmetli Muammer Yaşar Bostancı'nın yazılarını Yeni Asır'ın arşiv'ine inip incelemiştim, ilk zamanlar ve hatta, ilk birkaç yılki yazıları berbattı, yazı akmıyor, konuyu toparlayamıyordu.ANAP döneminde yazdığı yazılar ise "şiir gibi"ydi, Fehmi Koru'ya da ilham veren bir köşe idi, mahlas'ının (Taha Kıvanç) üslup'u oradan ilham'dı (Faruk Yeni vb) .Güngör Mengi'nin Yeni Asır'daki yazıları da benzer hikaye.Sabah Diyor ki'yi yazmaya başladıktan sonra açıldı, üslup'u oturdu, çok güzel yazılar yazdı, hala da kalem'i kıvrak.İki usta yazar Güneri Cıvaoğlu, Yavuz Donat'ın üslupları da incelendiğinde benzer şey görülecektir; kısa akıcı cümleler, yormayan paragraflar.Attila İlhan ne kadar büyük şair ise gazete yazarı olarak o kadar eklektik ve de kötü yazar'dı, yazıları mısra'ları gibi akmazdı, gençliğinde içine işleyen Fransız etkisinden kaynaklı.İlhan Selçuk'un ilk dönem yazıları da benzerdir, avukat dilekçesini aşmayan satırlar zaman içinde akıcı bir üslup'a bürünmüş, şiir gibi aydınlık bir köşe'ye dönüşmüştür Cumhuriyet'te.Finans, Dış Politika, Enerji, hafta sonu ekleri vb yazarlık türleri de, okunan yazarları modelleyen yazı türleridir.Güngör Uras'a sormuş olsalardı, yazıları yazarken hangi yazar'ları örnek aldı, diye kompleks yapmadan anlatırdı.Eskiden üslup'u olmayan kalem'den yazar yapmazlardı, şimdi "uzman yazar" adı altında köşe'ye koyuyorlar, sonra da yazının alıcısı çıkmayınca okur'u suçluyorlar.Oysaki, akıcı, okunabilir "haber analiz" yazmanın da kuralları var, isterse Sedat Ergin de kendisini bu alanda geliştirebilir.Haşmet Babaoğlu ilk yazmaya başladığında, yazılarını anlamak için herkes kafa göz yarardı, şimdiki üslup'u olması gerektiği gibi.Bekir Coşkun yazı alanında büyük yetenek, Yılmaz Özdil ise yazarlığa ilk başladığında ne kadar kıvrak bir kalem ise bugün de öyle akıcı, yormadan okutan.Okunabilir ekonomi sayfalarının mimarı Necati Doğru'dur ve yazı üslubu da, en zor konuları en basit hali ile anlatacak kadar sade'dir, yormadan, kafada soru işareti bırakmadan yazıyı akıtır, nihayetlendirir.Konu benzetmek ise Necati Doğru gibi yazmak da yüksek değerdir.Herkes'in yaptığı yemek, "yemek" de olsa, "lezzet farkı" olmasaydı, müşteri lokanta / ahçı seçmezdi.Ezcümle:Akıcı yazmak da yetmez, hakikat ne ise onu seslendirmek de elzemdir.Ne var ki, günümüz medyasında medya teknolojik olarak ilerledi ama içerik, yazılardaki üslup, tek parti dönemi basın'ı ya da II. Dünya Savaşı dönemi basın'ından farklı değil.Ex'cümle:Üslub-u beyan ayniyle insan...Bir gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenmiş ise...Nokta.25 Ağustos 2018 Mahmud