Enver / Erdoğan?!
Enver / Erdoğan?!"Parlayan her şey altın değildir."Alman atasözü...DURUM ANALİZEnver Paşa'nın 96'ncı ölüm yıldönümü!Allah rahmet eylesin.Soru şu:Nedir bu 'merkez medya'daki Enver (Paşa) kalkışmasının esbab-ı mucibesi?!Yani?!Enver'di, "Erdoğan" oldu.Enver Paşa üzerinden Erdoğan'a gönderme var.Enver'land / Tayyip'land!Demem o ki:Almanlar'ın perde önünde kaybedip, perde arkasında kazanmaya dönük stratejisi'nden haberdar olsaydı, sonu hiç böyle olur muydu?!Allah'ın verdiği akıl'ı kullanmak yerine, Alman'ın akıl'ı ile yola çıkan'ın ibret'lik hikayesi!Demem şu ki:Murat Bardakçı: "Enver Paşa Turancı değil, İslâmcıydı!" direkt Erdoğan'a!Nüans?!Enver Paşa "Siyasal İslamcı" idi ama 1909 darbesi üzerinden onu zirve'ye tırmandıran Almanlar öyle değildi.Amaç'a giden yol'da Cihat (Nazi) İslamcıları kullandılar, o kadar!Neticede "sömürge yarışı"ydı bu, kim daha İslamcı / Mümin rekabeti değil!Enver Paşa'nın sözünü bugüne uyarlayacak olursak; "İslamcılık yapmak istedik, memleketi de İslam coğrafyasını da viran eyledik!"Başka?!16 Nisan 2017 referandum'u ve/veya 24 Haziran 2018 sandık'ı üzerinden Erdoğan "Tanrı Kral" güç'ünde!Dış'tan örnek'le söyleyecek olursak, "Saddam, Kaddafi" vb.İç'ten örnek'le anlatacak olursa, ki MİT öyle yapmış, "Enver"in çizmeleri içinde, benzer son'a koşuyor.Hasılı:Bugün aslında dün'dü.Sırtını Allah'a yaslamak varken, Alman'a yaslayıp "İslamcılık" oynayan Enver'in hali ortada."(Sırtını Allah'a Yaslamış) Bir Türk Cihan'a Bedeldir."Akif ne diyor?!"Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?'Tarih'i 'tekerrür' diye tarif ediyorlar;Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?"Yani?!Enver masum değil, gizli anlaşma'lar olmak üzere her karanlık iş'in içinde!Ezcümle:Süreç, romantik politik (Enver Paşa) değil, real politik (Gazi Mustafa Kemal Paşa).Siyasal İslamcı değil, radikal laik kalkışma!Soru: BOP'ta "siyasal islamcı" AKP neden iktidar'a iliştirildi?!Cevap: Cuma namazı çıkışları'nda, ABD, AB, İsrail, NATO yuhalanmasın diye!1 Mart Tezkeresi, Çuval ve zoraki randevu (at sinekli olan) derken, "Bu adamı delik'e süpürmeyin, İran'la savaş operasyon'unda kullanın" ricası ile başlayan kaotik süreç.Silivri kumpası.BOP'un final sahnesinde, 'Büyük Resim'de "Siyasal İslam"cılara bakış değişti, örnek Mursi, Mısır vb.Trump ve ekip'i de mesafeli.Acem Harp kapsamında "yaptırımlar" başladı, bugün ilk gün!İran için açılan "İkiz Dart Tahtası"nda Erdoğan var.Taş devri taşlar bittiği için sona ermedi ise Ankara'ya, bir başka, "yol'un son'undasın" mesaj'ı daha.Nokta....24 Koru: Murat Bardakçı belge zengini ‘Enver’ kitabının girişinde Harp Okulu’nda ondan iki sınıf ileride olmuş Şerif Köprülü‘nün 1922’de çıkmış ‘Harb-i Umumi Bidayetinde Üçüncü Ordu, Sarıkamış İhata Manevrası ve Meydan Muharebesi’ başlıklı kitabından Enver Paşa‘nın karakter tahlilini aktarır. Okuyalım:“…Hiçbir gün ‘Acaba benim düşünceme muhalif olan şu hüküm doğru olamaz mı?’ dememiştir, diyemezdi. Bu sebeple fikir ve ilim terbiyesi sınırlı bir daireden dışarı çıkamamıştır. Enver, ‘idefiks’ ile örülmüş, tıpkı sert bir ceviz gibi, çetin ve küçük bir dimağ sahibi olarak kaldı. Gözü bir şeyden yılmaz, emsalsiz bir şahsi cesarete sahip, önemli meselelerde kendi nefsinden başka kimseye itimat edemez, müstesna ruhlu bir ucubedir.…Enver’e göre şu işin çözümü yalnız bir şekildedir, o şekil de Enver’in aklına esen şekildir. (…)…En mühim bir nokta da Enver’in ruhi kimliğidir. Hakikaten, inkılap tarihimizde bu kadar mühim bir mevki işgal eden, memleketi -Berlin’den Selanik’e koşarak- 31 Mart trajedisinden çekip kurtaran ve şöyle eden, böyle eden bu genç cesur ve fedakar Enver bir hain, bir cahil mi idi?…Enver, hain değildir. Yalnız, büyük kumandanlık bahsinde kuvvetleri düzgün kullanmak denen mühim faziletten hissesini hiçbir şekilde alamamıştır. Biz buna sokak Türkçesi ile hain adam deriz.…Enver cahildir. Diğer manasiyle Enver başkumandan olduğu zaman, hakiki bir başkumandanın maiyetinde ikinci kurmay subay olabilecek yaşta idi. Akıl, ancak dâhi yaratılmış nadirler için yaşta değil baştadır, halbuki Enver dâhi değildir.Öyle ise Enver nedir?Enver bir hayaller hastası, bir şöhret hırslısıdır. Fakat en farkettirici ve ayırıcı özelliği, bir ihtilal tiryakisi olmasıdır. Allah onu hiçbir şeyden korkmaz, her şeyi kendine maledip idaresi altına almaya, herkesi küçük görmeye mahkum bir hilkatte yaratmıştır. Her şey, hatta memleketin hayatı bile, Enver’in nazarında bir hiçtir.”(M Bardakçı, Enver, s. 25). Akyol: REFORMİST OSMANLI MİLLİYETÇİSİEnver Paşa en iyi eğitimli genç Osmanlı subaylarından biriydi. Farsça, Rusça, Fransızca ve Almanca bilirdi. 1909 yılında daha 28 yaşında askeri ataşe olarak Berlin’e atanmıştı.Almanya’nın sanayi ve askerlik alanlarında nasıl güçlendiğini hayranlıkla, Osmanlı’nın ise çökmekte olduğunu derin ıstırapla görüyordu.İkinci Balkan Harbi’nde Edirne’nin kurtarılmasında büyük rol oynadı, şöhreti ve karizması güçlendi. İttihat ve Terakki iktidarında, bütün devlet geleneği ihlal edilerek hızla yükseldi. 18 Aralık 1913’te albay, üç gün sonra 21 Aralık’ta general, 26 Aralık’ta genelkurmay başkanı, Avrupa’da savaş çıkınca 21 Temmuz 1914’te de başkumandan vekili yani fiilen başkumandan oldu, 33 yaşındaydı.İdealistti, muazzam bir enerjisi vardı. İlk işi askeri reform oldu, Balkan Harbi’nde silahını bırakıp kaçan orduyu, Çanakkale destanını yazan ordu haline getirdi.İNÖNÜ VE KARABEKİRİsmet İnönü, “Hatıralar”ında şöyle diyor:“Enver Paşa Balkan Harbi’ni yapan orduyu tümüyle değiştirmiş ve yeni bir ordu kurmuştur... Yeni ordunun kurulmasında ve bu ordunun ümitsizlikten kurtulup yeni bir çalışma şevkine sahip olmasında Enver Paşa’nın kuvvetli disiplini etken olmuştur. Ordu böyle kuruldu ve ordunun yetiştirdiği kadro, bu ordunun yetiştirdiği kumandanlar Milli Mücadele’nin belkemiği olan insanlardır...”İnönü, Enver Paşa’nın en yakın arkadaşlarını bile tasfiye ederek orduyu siyasetten temizlediğini de belirtir.Kazım Karabekir de Enver Paşa’nın “temiz bir vicdana sahip olduğunu” vurgular, “Birinci Dünya Savaşı Anıları”nda şöyle anlatır:“Ordudaki yıpranmış unsurları emekliye sevk ederek orduyu yeni bir kudret ve heyecan verecek zinde bir kumanda heyeti vücuda getirdi... Artık ordu ve donanma talim ve terbiyelerine ve atış talimlerine sıkı sıkıya sarılmışlardı. Günden güne ordumuzun kabiliyeti yükseliyordu.”İnönü de Karabekir de Enver Paşa’yla çalışmış kumandanlardı.TEK BAŞINA BAŞKUMANDANEnver Almanya endüstrisine ve militarizmine hayrandı ama ‘Almancı’ değildi. Birinci Dünya Savaşı sırasındaki büyük hataları, tecrübesizlik ve ölçüsüz atılganlıktan gelir.Fevzi Çakmak, Sarıkamış felaketini “genç ve fazla atılgan iki genç subay”ın, Hafız Hakkı ile Enver Paşaların hatası olarak niteler. Rus komutanların ise tecrübeli generaller olduğunu kaydeder.Tecrübesizlik ve aşırı özgüvenle dünya savaşında Osmanlı ordusunu tek başına yönetti, uyarı ve eleştirileri dinlemedi. Bunun ne büyük hatalara yol açtığını Kazım Karabekir ve Ali İhsan Sabis Paşalar anılarında anlatırlar.‘EN BÜYÜK KABAHATİ’Mondros Mütarekesi’nden iki hafta önce, 16 Ekim 1918’de, İzzet Paşa hükümetine brifing veren Kurmay Albay Nuri Bey, elde İstanbul’u savunacak güç bile kalmadığını, “bir avuç eşkıyanın memleketi işgal edebileceğini”, mütareke istemenin zorunlu olduğunu rakamlarla anlatarak şöyle diyordu: “Enver Paşa’nın en büyük kabahati arkadaşlarını durumdan hiçbir zaman haberdar etmeyişi olmuştur. Eğer beş-altı ay evvel böyle müşkil bir vaziyette olduğumuzu söyleseydi tabii çare düşünülür ve uygun bir münferit sulh yapılabilirdi...”Münferit sulh yani Almanya ile ittifaktan ayrılıp savaştan çıkmak.. Ortaylı: ALMAN ORDUSUNA HAYRAN OLDU AMA ANLAYAMADI5 Mart 1909’da seçkin bir subay olarak Berlin Ataşemiliterliği’ne tayin edildi. Yabancı askeri ataşeler ve Alman komutanlar kadar imparatorun çevresinde dahi tanındı. Farsça ve Rusça bilen, mükemmel resim yapan bu ataşenin Fransızcası da mükemmeldi, Almancasını çok çabuk ilerletmiştir. Hatta rivayete göre Kayzer Wilhelm’in ailesine mensup prensler ve prensesle yakın dostluğu da vardı. Her halükârda Alman İmparatoru’na da, ordusuna da, bürokrasisine de hayran oldu. Ne var ki Avrupa diplomasisinin kaynadığı bu bölgede dahi, bütün İttihatçılar gibi bu sanatın gereğini, gücünü ve önemini yeterince anlayamadı. Bu hayranlıkta bir haklılık var. Britanyalı askerler dahi bahriyeleri hariç Alman kara ordusunun hayranıydılar. Lakin bu hayranlığı bir meslek düşüncesi olarak tutmak zor. Çok az asker bunu başarabilmiştir. Fransızların Mareşal Joseph Joffre’si ve gelecekteki Mareşal General Ferdinand Foch, Rusya’da son başkomutan olan, halk çocuğu General Aleksei Brusilov kategorisindekiler gibi Alman fenni askeriyesini takdir eden ama tenkit ve ondan uzak durmayı da bilenler çok azdır.ÜSTÜN GÖRÜNENİN ZAAFINI BULAMADIEnver Paşa’nın hayatındaki hata, üstün görünenin içindeki zaafı görüp tenkitçi gözle arayıp bulamamasıdır. O zamanki Osmanlı Türk ordusunun genç komuta grubu içinde Kazım (Karabekir), Esad Paşa, Fevzi Paşa, Ali Fuad ve tabii Mustafa Kemal Bey gibi değerli kurmaylardaki bu tutum Enver’le onların arasında 1914’ten itibaren bir açıklık yaratacaktır. Trablusgarp savunmasında başarılı bir örgütçü olduğu görüldü. Trablusgarp’ın Sunîsileriyle gayet iyi anlaştı. Maalesef harp içinde Cemal Paşa da böyle bir vasıf olmadığından Arap ileri gelenlerini anlayamamıştır. Halbuki Kût’ül-Amâre komutanı olan Nureddin Paşa (o tarihte albay) veya Yemen’deki isyanı bastırmakla görevli Ahmet İzzet Paşa yerli Arapları anlayıp onlarla anlaşabilme kabiliyetini gösterdiler.ÇOK FAZLA SÜRATLE HARBİYE NAZIRI OLDU adı: “Enver Paşa, Basmacılar İsyanı” İlyas KaraYediveren YayıneviFiyatı: 13 TL200 sayfa!(…)Sayfa 12:1770 yılında Rusya’nın politikasında adının “Grek Projesi” başka bir deyişle “Doğu Sisteminin Büyük Alanı” olarak değiştiğini görüyoruz. Kendisini Bizans İmparatorluğu’nun bir devamı olarak gören Rusya’ya göre, bu projenin önündeki en büyük engel Türk’lerdi. Bundan dolayı da ‘Türk’ler, Avrupa’dan atılmalıydı.(…)Sayfa 20:Türkistan askerlerinden bir “Asya Taburu” oluşturulmuş ve bu tabur Almanya tarafından Irak cephesine gönderilmiş, İngilizler’le savaştırılmıştı. Evet, 1916 yılına kadar Türkistan’daki durum kısaca bu idi.(…)Sayfa 75: “Çocuk gibi sevinçliyim, bütün İslam dünyası bana hayran diye değil, kendimden memnun olduğum için. Bir gecede Edirne’ye girebilen tek kişi olduğum için bir de, kalenin tamiratı hızla yapılmakta.” (Enver Paşa’nın mektubundan…)(…)Sayfa 78:Kayzer II. Wilhem’in emriyle 2 Ağustos 1914’te Osmanlı Devleti ile gizli bir anlaşma imzalanmıştır.(…)Sayfa 85:Rauf Orbay anlatıyor: Biz umumi harbe girmemiş olsaydık, o zaman İngilizler’in müttefiki olan Ruslar, Türkiye’ye girerlerdi. Biz eğer harbe girmemiş olsaydık, Rusya’da Bolşeviklik inkılabı olmaz, Çarlık idaresi devam eder ve bu idare hele büyük harbin galibi olunca, öteden beri göz diktiği Boğazlar ve İstanbul’u mutlaka ele geçirme yolunu tutardı. Öte yandan müttefikimiz olan Almanlar da para veriyorlar, top veriyorlar ve harbe girmemizi istemiyorlardı. Pek sıkışmış durumdakilerin bu istekleri idare edilemezdi. Zira o zaman Almanlar, bizi bırakmış olsalardı bittik demekti!(…)Sayfa 86:Enver Paşa’ya göre savaş (I. Cihan Harbi) en fazla altı hafta sürecekti. 87:Almanlar savaş boyunca, Anadolu coğrafyasının bütün kaynaklarını sömüreceklerdir. Bu durumu Binbaşı Vehbi Bey, eserinde bütün çıplaklığı ile anlatır.(…)Sayfa 88:Türk askeri, mesela başkenti İstanbul’da bile tuzlu balıkla geçinirken, Almanlar’ın sofrasından en genç dana etlerinden kızartmalar eksik olmuyordu. Almanlar’ı Türkler besliyordu. Bütün Türkiye’nin demiryolları, Almanlar’ın elindeydi. Sevkiyat ve nakliyatın tertip ve düzeni hep onlara aitti.(…)Sayfa 63:Enver Bey, kız kardeşi Hasene Hanım’a, Berlin’den, 29 Ağustos 1910’da yazdığı mektupta şöyle yazıyordu: Güzel kardeşim, 33 bin kişilik bir Alman kolordusunun geçit resmini seyrettim. İnsanın ağzının suyu akacak derecede mükemmel!”(Mustafa Kemal ise aynı Alman Ordusu’nun kaybedeceğini açık seçik her ortamda söylüyordu! HM)(…)Sayfa 89:Vehbi Bey’i savaşta, Alman generallerin ve subayların tavırları isyan noktasına getirir. Almanlar, müşterek gaye namına yapıyor olsalar da, Türkler’in menfaati hep ikinci plana atılıyor, her şey Almanlığa yönelik oluyordu. Almanlar’ın çıkarı hep ön plandaydı.(…)Sayfa 94:Osmanlı, I. Cihan Savaşı’na oldu-bitti ile sokulunca, Enver Paşa yemin eder; “Haberim yok”! Bu sırada Sofya’da bulunan Yarbay Mustafa Kemal’in de Almanya ile birlikte savaşa girmenin Türkiye’ye zarar vereceğini belirttiğini vurgulamak istiyoruz!(…)Sayfa 97:Enver Paşa, 20 Aralık’ta eşi Naciye Sultan’a (Sarıkamış Harekatı öncesinde) yazdığı mektuptan: “Güzelciğim, Bir günde mevziler ve askerin bir kısmını gördüm. Hepsi hazır, düşmana yine gece bir baskın yapmışlar. Uzaktan Allah Allah sesleri üzerine siperlerini bırakıp, düşman kaçmış. İnşallah bunlar iyiye alamettir!(…)Sayfa 99:Sarıkamış’ta yapılan hatalar: 1- Plan güzeldi! 2- Komutanlar, Enver Paşa’ya inanmadı! 3- İklim şartları vb… Sonuç olarak, Ali İhsan Sabis Paşa’nın deyişiyle, “Enver Paşa sevgilisine kavuşamamıştı!”(…)Sayfa 104:Nihayet, üç Paşalar diye bilinen Enver, Talat ve Cemal Paşalar, 1 / 2 Kasım 1918 akşamı bir Alman denizaltısına binecek, ülkeyi terk edecektir.(…)Sayfa 105:Enver Paşa’nın deyişi ile netice; “TURAN YAPMAK İSTEDİK, MEMLEKETİ VİRAN EYLEDİK!”(…)Sayfa 112:Enver Paşa, Berlin’de, Bolşevik liderlerden Radek ile tanıştırılmış, bunun üzerine İngiliz emperyalizmine karşı Bolşeviklerle işbirliği yapmaya karar verdi.(…)Sayfa 114:Enver Paşa, Rusya’ya gitmek için iki kez havayolunu denemiş, ilk denemede pilot yanlışlıkla Letonya’ya inmiş, bu da Paşa’nın Letonya makamlarınca gözaltına alınmasına yol açmıştı. İki arkadaş buradan film gibi bir operasyonla Almanlar tarafından kurtarılmıştır. Paşa’nın ikinci Moskova denemesi de uçağın arızalanması ile sekteye uğramış, ancak üçüncü denemede amacına ulaşabilmişti.(…)Sayfa 114:Mustafa Kemal’in, Enver Paşa’ya uyarılarından biri de İslamcılık fikrinden kesinlikle uzak durmasıdır.(…)Sayfa 116:1 Ocak 1919 tarihinde hükümet kararıyla Osmanlı Ordusu ile ilişiği kesilmiş olan Enver Paşa artık kaderini Türkistan’da arıyordu! Naciye Sultan’ın deyişiyle, şimdi onun tek hedefi “Orta Asya Türklerini ve Hint Müslümanlarını bağımsızlığına kavuşturmaktı.”(…)Sayfa 122:Dayısı Halil Paşa’dan Enver Paşa’ya uyarı: Hacı Sami Kuşçubaşı’na kapılma! Felaketin olur!(…)Sayfa 126:Enver Paşa’yı, bölgenin en güçlü Basmacı isyanı reislerinden İbrahim Lakay’ı mücadeleye davet etmek için yanına gider. Ne var ki, Lakay tarafından 1 Aralık 1921’de tutuklar.(…)Sayfa 135:Enver Paşa’ya da katılımlar sürekli artıyor. Buhara’ya Türkistan’ın her tarafından gönüllüler akıyordu. Ama Tatarlar, Rus tarafında idi, öyle ki, Firunze komutasındaki Türkistan Ordusu’nun yüzde 70’ten fazlası Tatarlar’dan oluşmaktaydı!(…)Sayfa 139:İngilizler, Enver Paşa’nın Orta Asya harekatından rahatsız olur! Bunun üzerine İngilizler tarafından, Almanya, Rusya’nın tarafına geçmeye razı edilir. Enver Paşa ise bundan sonra yalnızdır!(…)Sayfa 140:Rusya ve İngiliz baskısı sonucu, Afgan Kralı, Korbaşılar’a verdiği desteği geri çeker. Perdenin kapanması yaklaşıyor.(…)Sayfa 144:4 Ağustos 1922’de Enver Paşa atına atlar…(…)Sayfa 145:Bir ‘Başkumandan’ın, bir baskın müfrezesine karşı en önde ve atla, kılıçla karşı çıkışı, askeri savaş usullerine sığmaz. Ne var ki, artık askerlik değil, yolun sonu, son hamle, ölüm, şehaded…(…)Sayfa 147:Agabekov, 1 Temmuz’da Enver Paşa’nın Abıderya köyünde öldüğünü tespit eder ve bunu hiç zaman geçirmeden Kızılordu’ya bildirir. 5 kurşunla şehit olmuştur.Nokta.6 Ağustos 2018