Boğaz'daki Yalıcılar'a "Hazar"lı mesaj ve/veya Haz'zın merkezi'ne seyahat'in faturası: Neo Sevr?!
Boğaz'daki Yalıcılar'a "Hazar"lı mesaj ve/veya Haz'zın merkezi'ne seyahat'in faturası: Neo Sevr?!“Problemler onları yaratan gerçeklik çerçevesinin üzerine çıkmadan çözülemezler.”Albert Einstein...DURUM ANALİZBir siyasi iktidar'ın ya da lider'in doğru'yu söylemesi beklenir.Beyan esas'tır bu yüzden.Ne var ki, "itimat da kontrole mani değil" ise bu "kotrol" görevi kim ya da kimler'in?!a. Muhalefetb. Medyac. HepsiYani?!Şartlar gereği siyasi iktidar halka doğruları anlatmayabilir, anlatamayabilir.O zaman bu görev; muhalefet'in, merkez medya'nın!Nüans?!Sadece sorunları dile getirmek, eleştirmek değil, çözüm'ü de anlatmak.Doğru yolu göstermek de merkez medya'nın, merkez muhalefet'in görevi!Hal böyleyken, cevap'ını arayan basit soru şu:Muhalefet ya da merkez medya çözüm'ü biliyor mu?!Siyasi iktidar'dan farklı söylem'e sahip olan var mı?!Hasılı:BOP'ta, at gözlüğü ile yapılan haz'zın merkezi'ne seyahat'in faturası ortada:Neo Sevr.Ezcümle:Acem Harp kapsamında açılan vade doldu.Yek Dolar "Cehennem ateşi" gibi.16 Nisan ve/veya 24 Haziran sandığı'ndan mülhem Suriye üzerinden batak'tayız.Eylül'de kıyamet.Nokta....DURUM1 Dolar giyotin?!Erdoğan, Bahçeli'yi durduramıyor!Erdoğan, 16 Nisan referandum'una "hayır" diyemiyor.Erdoğan, 24 Haziran sandığından kaçamıyor.Erdoğan, Suriye bataklığından çıkamıyor!Ne var ki, aynı Erdoğan, ABD, Trump başta olmak üzere küresel finans sistemi'ne meydan okuyabiliyor.Acayübül garaip!Erdoğan, 2007 öncesi bagaj'ından kaynaklı ters ayak'ta! adamı deliğe süpürmeyin İran'la savaş'ta kullanın!"Nüans?!Erdoğan, "Acem Harp" güncesi kapsamında "Tanrı Kral" ve/veya "Neo Enver"!Tayyip'land!Enver Paşa neydi, ne oldu?!Leb.Nokta....VAZİYET2007 öncesinde soluğu Londra ya da Berlin'de alan varsıl'lar şimdi ters ayak'ta!Siyasi iktidar Batı ile kavgalı ve süreç'in şakası yok!İsrail / İran makas'ı!?En kibar deyişle, güvenlik ederi çok kanlı!Zarrab dosyasında sırada kimler var?!Dolar 7 TL'ye demir atmışken, Türkiye'nin Rusya ya da İran'la, Çin'le ticari ilişkileri nedir?!ABD, AB ile nedir?!Anlaşılmadı daha açık yazalım:Eksen; "Garp'tan Şark'a" kayarken Türkiye'deki (Far)Mason'lar ne kadar güven'de?!Eksen, İsrail'den İran'a kayarken Paris'teki, Londra'daki, Berlin'deki, Roma'daki Türk'ler ne kadar güven'de?!Eksen; NATO'dan ŞİÖ'ye kayarken işdünyası ne kadar güven'de?!Hasılı:Ankara'da eksen kayarken Türkiye'deki Yahudiler ne kadar güven'de?!Neo II. Dünya (Trump) saflaşması kapsamında, küredeki Yahudiler ne kadar güven'de?!Ezcümle:Post modern harp'in final'i çerçevesi'nde çağ'ın ruhu'na hitap eden güvenlik matematiği nedir ne değildir?!Alaman kavalı (sırça) boru hattının sahibi Putin, enerji bazlı güvenlik çerçevesi'nde final sahnesinde!Ukrayna neden parçalandı ve/veya Yugoslavya diye bir devlet neden tarih oldu ya da Suriye, Irak, Türkiye neden federasyon anayasası'na geçirildi?!Nüans?!"İngiliz Yahudi Kral (Rockefeller) öldü, yaşasın yeni Alman Yahudi Kral (Rothschild)!Nokta....SÖYLEM'METREHaber şu:5 ülke Hazar’ı paylaştıSovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Hazar ülkeleri 20 yıldan fazla süren pazarlıklar sonrasında Hazar Denizi’nin yerüstü ve yeraltı kaynaklarını nasıl paylaşacaklarına dair ortak anlaşmaya vardı. Rusya, İran, Azerbaycan, Türkmenistan ve Kazakistan liderleri dün Kazakistan’ın Aktau kentinde düzenlenen törende sözleşmeye imza koydu. şu:Yalılara doğru sürüklenen "HAZAR" isimli gemi son anda durduİstanbul Boğazı'nda Malta bayraklı 'Hazar' adlı kargo gemisi sabah saatlerinde Karadeniz'den boğaza giriş yaptı. Gemi 08.30 sıralarında Fatih Sultan Mehmet Köprüsü (FSM) altına geldiğinde henüz belirlenemeyen bir nedenle sürüklenmeye başladı. 2Arşiv'den Haber şu:Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Sovyetler Birliği'ni diriltmek istemediğine kimsenin inanmadığını söyledi. şu:Rusya'nın yeni nükleer gücü 'İmparator 3. Aleksandr' denizaltısı suya indi şu:Kitabın adı: Beyaz Önlük Siyah Şapka / Modern Tıbbın Karanlık Yüzüne Yolculuk Carl Elliottİngilizce'den Çeviri: Şiirsel TaşHayykitap, 20111. Baskı, İstanbul Şubat 2012285 sayfa20 TL(...)Sayfa 179:Bernays, halkla ilişkiler konusuna dair görüşünü şu hamasi sözlerle özetliyor: "Napolyon, 'Koşullar mı? Koşulları ben yaratırım', derken halkla ilişkiler danışmanının yaptığı işin özüne çok yakın bir şeyi ifade ediyordu. Bernays'e göre insanlar, "Sürü psikolojisi"ne göre hareket etmelerini sağlayacak psikolojik alışkanlıkları olan canlılardı. 1928 tarihli "Propaganda" adlı kitabında şöyle diyordu: "Eğer grup zihninin işleyiş mekanizmasını ve saikleri anlayabilirsek, kitleleri, onlar hiç farkında olmadan kendi istekleriyle kontrol etmemiz ve disiplin altına almamız pekala mümkün değil midir?" Sigmund Freud'un yeğeni ve onun fikirlerini hevesle benimseyen bir öğrenci olan Bernays, insanları bilinçsiz içgüdülerinin ve arzularının esiri olarak görüyordu. Ancak psikolojinin tekniklerini bilinçaltında olup bitenleri açığa çıkarmak için kullanan Freud'dan farklı olarak Bernays, aynı teknikleri bilinçaltındakileri saklı tutmak için kullanıyordu. Bernays, çoğu insanın neyi neden satın aldığını, hangi görüşü neden savunduğunun bilincinde olmadığına inanıyordu ve bu bilinç eksikliği sömürülebilirdi. Eğer halkla ilişkiler danışmanı doğru ipleri çekerse, insanları kukla gibi oynatabilirdi.(...)Sayfa 251:Bir süre önce, bu kitabı yazmayı bitirmek üzereydim ki, alışılmışın dışında bir konuşma daveti aldım. Davet Türk Psikiyatri Derneği'nden geliyordu. Derneğin 44. Ulusal Psikiyatri Kongresi'nin organizasyonunu yapıyorlardı ve... Yirmi yıldan bu beri Türkiye'ye gitmemiştim ama daha öncesinde tanıştığım Türkler son derece konukseverdi. Konferansı planlayan ekibe seve seve geleceğimi söyledim.(...)Sayfa 251:World of Wonders (WOW) Kremlin Palace... Burası belli ki, özellikle zengin Ruslar'a hitap ediyordu.(...)Sayfa 253:Türkler WOW Kremlin Palace'tan tam olarak ne anlıyorlardı acaba? Yaşı geçkince bir erkeğin koluna girmiş, üzerinde bikini, yüksek ölçekli ayakkabılarıyla yanımdan geçen platin sarısı saçlı kadını görünce, "Oteldeki misafirlerden biri mi?" diye düşünmeliydim.(...)Sayfa 254:Fakat (bir Türk hekim ve etik uzmanı) Yasemin (Oğuz) hemen bir düzeltme yaptı. Kremlin Sarayı, çarlık zamanında inşa edilmişti. Komünizmin simgesi değildi. İmparatorluğun simgesiydi.Sözün özü:Putin, "görünen gerçeklikte "İmparatorluk günlerinin simgesiyim" diyor.Perde arkasından sızan enstantaneler ortada.Yani?!Matrix üçlemesinden mülhem kısırdöngü.Kafası karışık Almanlar ve/veya nazi'ler çok tehlikeli oynuyor.Kıyamet.Nokta.21 Aralık 2015...24 KATKISIKAS Vakfı’nın 30. Yıl Yarı JübilesiKAS Vakfı, ismini ünlü Alman siyasetçi ve büyük savaş sonrası Federal Batı Almanya’nın ilk şansölyesi Konrad Adenauer’den alıyor.Bu vakıf, geçtiğimiz Kasım ayında Türkiye şubesinin 30. yılını (yarı jübilesini) kutlamış.Adenauer açısından biraz tuhaf bir durum var.Zira şansölyenin Almanca karşılığı Bundeskanzler tamlamasındaki Bund, birlik anlamına gelirken Kanzler, kançılarya, bürokrasinin başına tekabül ediyor.Pratikte başbakan, monarşik düzende başvekil.Tuhaflık başbakanlıkta değil, Bund-Birlik kısmında; çünkü Bund ifadesinden özelde Alman Birliği anlaşılıyor.Alman Birliği, Birleşik Alman İmparatorluğu (Reich), kısaca Prusya demek.Şansölyelik makamı da bu sebepten Alman Birliği’ni kuran Reichskanzler Bismarck ile özdeş.KAS Vakfı’nın Türkiye’de şube açılışı, 1984’te dönemin başbakanı Özal ve şansölyesi Kohl’ün yaptığı bir görüşmeye dayanıyor.Eski Avrupa Parlamentosu Başkanı, güncelde KAS’ın dünya başkanı Hans-Gert Pöttering’e göre Özal Kohl’e KAS’ın temsilcilik açarak Türk ekonomisi ile toplumunun yeni başlayan liberalleşme sürecine katkı sağlamasını önermiş.Anlaşılan Kohl de kabul etmiş ki vakıf bir yıl sonra faaliyete başlamış.Pöttering, “1964 yılından bu yana ilk şansölye Konrad Adenauer’in ismini taşıyan vakıf, isim babasının entelektüel ve siyasi mirasına riayet etmekle yükümlüdür” diyor 30. yıl kutlaması için yazdığı makalede.Şöyle devam ediyor:“Adenauer’in ilkeleri o gün bugündür kılavuzumuz ve vazifemizdir.”Adenauer’in siyasi mirasının ne olduğu ise açık:Enerji ve özkaynaklar bazlı, Almanya merkezli Avrupa Birliği.Temeli 1789’da atılan Alman ve Avrupa Birliği projeleri gerçekten de bir yönüyle imrendirecek noktaya geldi.Bismarck’ın kurduğu, Adenauer’in soluklandırdığı, Kohl’ün birleştirdiği Alman Birliği’ni dünyanın en zengin ve müreffeh, bir numaralı ülkesi olarak görmekse bugünkü şansölye Merkel’e nasip oldu.KAS başkanı Pöttering vakfın amacını şöyle açıklıyor:“Vakfımız gerek Avrupa’da ve dünyada gerekse Türkiye’de barış, özgürlük ve adalet için çalışmaktadır.”Alman ve Avrupa Birliği başarılı olmasına rağmen yurtta ve cihanda bunların tam tersinin söz konusu olmasının anahtarı belgelerden çıkarılan üçüncü projede saklı.Küresel, emperyal Büyük Alman İmparatorluğu, Neo-Reich Bileşkesi.Dünyada herkes Alman olamayacağına göre her ülkeyi KAS’tan talimat alanların yönetmesi manasına geliyor ve/veya KAS’ın o ülkeyi satın alması.Pöttering terminolojisiyle barış (sulh) için -Prusya zulmüne uğramamak için- KAS’ın müsaade ettiği kadar özgürlük ve adalet.İngilizler zamanında Büyük Britanya, sonra NATO diyerek yanlarında Fransızlarla yapmıştı çeşitli kolonyal düzenler.Bu da onun Berlin+ versiyonu.Prusya devlet-şirket veya şirket-devlet olarak konuşlandığı için zulüm kısmı küresel sermaye biçiminde tezahür ediyor.Ortada somut bir muhatap yok.KAS’a bağlı ilkeler kılavuzluğunda ve Reich vazifesiyle işleyen çeşitli oluşumlar var.Bunların birçoğu Alman olmadığı gibi hangi büyük projeye bağlı olduklarını da ekseri bilmiyorlar.KAS’ın çalışma biçimi bu bakımdan ulusal ve benzeri siyasal formatlı genel vekaletle işleyen Anglikan emperyalizminden çok daha sistematik.Kolonyal Fransız sisteminin yanında esamisi bile okunmaz.Prusya Reich projesinin bam teli ise şu nokta:Sistem, yeterli derecede sulh yoksunluğu/KAS zulmü uygulanırsa Reich’ın kendiliğinden oluşacağı önkabulüne dayanıyor.Diğer deyişle Reich projesi sorunlu değil.Sorun, yeterli sayıda değişkenin, neticede tüm değişkenlerin kontrol edilememesinde yatıyor.KAS, içine girdiği her ortamda, bünyede mevcut bütün değişkenleri, en nihayetinde yaşamın kendisini kontrol etmek istiyor.Herkes doğuştan Prusyalı olursa sorun çözülür gibi bir paradoks bu.Ne var ki KAS bundan başka bir şey bilmiyor, istese de öğrenemiyor.Hayatta her şeyde olduğu gibi pik (doyum) noktası geçildikten itibaren önce yavaşça sonra baş aşağı Reich eğrisinin iniş tarafına geçiliyor.KAS’ın yaptığını en iyi KAS yıkar benzeri evrenselleşmeye hazırlanan bir kanun söz konusu.KAS da bu noktanın geçildiğini hissettikten sonra yıkılırsa çok üzücü olur diyerek insanların eğriye tutunmasını, kendinin de Reich pik’inde biraz daha olympus havası alabilmesini umuyor.KAS’ın şu an eğrinin hangi noktasında bulunduğunu anlamak için glokal çalışmalarının son durumuna bir göz atmak da mümkün.Yerküreden KAS ManzaralarıKAS Vakfı’na ismini veren Alman siyasetçi Konrad Adenauer, siyasi kariyerine 1. Dünya Savaşı ertesi kurulan Prusya Birliği Vakfı komisyonunun başkanı olarak atanarak başlar.Şansölye Adenauer, 1960’ların ortalarındaki istifasından önce iki tarihsel olaya tanıklık eder.Biri, dönemin Fransa Cumhurbaşkanı De Gaulle ile Paris’te imzaladığı Alman-Fransız İşbirliği Antlaşması.Bugünkü ifadeyle Frans-Almanya, aynı zamanda Avrupa Birliği’nin nüvesi.Diğeri, dönemin Amerikan Başkanı Kennedy’nin Berlin’e resmi ziyareti ve işbirliğinin başlangıcı.KAS Vakfı dünya başkanı Pöttering’in deyimiyle o günün şartlarında Adenauer “vazife”sini tamamlamış ve kısa süre sonra istifa etmiş.Bugüne gelindiğinde KAS, JFK-Bismarck iade-i ziyaretini gerçekleştirmeye hazırlanıyor.O günden farklı olarak ABD, artık iki ya da tek kutuplu dünyanın süper gücü değil.Bir güç olarak kalabilmesi ise BOP, Arap Baharı gibi vandal haçlı seferlerinin bıraktığı enkazı onarabilecek girişimlerde bulunmasına bağlı.Yıkmak her zaman yapmaktan daha kolay olduğuna göre 15 yılda yakılıp yıkılanı ABD ne kadar sürede onarabilir veya onarabilir mi diye de bakılabilir.Senaryolu seçim çalışmaları ile çeşitli adayların ince, çoğu topuk, kontra paslarla önünü açmak bunun yanında epey basit sayılır.Bu kadar inceliğe gerek var mı, o da ayrı tartışma konusu.ABD nasıl güvenli hale gelecek, esasen de batı yarıkürenin kalıcı güvenliğinin sağlanmasında etkin rol üstlenecek, mesele bu.ABD’nin katkı verebilmesi için evvela önceden girdiği, halen de batmaya devam ettiği bataklıklardan çıkabilmesi lazım.Çıkamadığına göre de bataklığın kuruması.Bu gerçekleşmezse kimin başkan seçileceğinin bir önemi kalmayacak.İsterse 92’de baba Bush’un oylarını bölüp Clinton’a kazandıran iş adamı Perot başkan olsun.KAS’ın Frans-Almanya projesinin “Fransız” ayağının hali ortada.Mali, kültürel, güvenlik vb. her açıdan tam anlamıyla batık.Biraz daha devam ederse değil faydasız zararlı kolonilerini kaybetme Kardinal Richelieu zamanına geri dönecek.Oradaki Le Pen olmasın da kim olursa olsun (Sarkozy, Hollande) tartışması da sanal.Sonunda bulunabilirse bir Kardinal atanır sözde laik, ulussuz devletten kalan parçaları yönetsin diye.Buna karşın projenin diğer ayağı Almanya, oldukça başarılı oldu.Almanya, dünyanın en iyi işleyen, müreffeh, üretken ağır sanayi ülkesi ve bir hukuk devleti, en azından buna en yakın olası versiyon.Alman toplumu, hem iyi öğrenim görmüş hem eğitimli, her bakımdan tükettiğinin fazlasını üretmekten reel zengin tek millet.Almanya dışında AB’nin her köşesi bunun tam tersi görüntüye sahip, bir-iki sembolik vaha hariç.Siyasetten sanata, ekonomiden kamu yönetimine her alanda rezalet derecesinde başarısızlıklar ve çöküşe ilerleyen toplumlar göze çarpıyor.Yakında haymatlos ülke denilen mülteciler bir sorun olmaktan çıkarlar.Çünkü bunun yerini hızla tarz olan ve olmayan Avrupalılar tartışması alacaktır.Almanya üstün başarılı konumunu muhafaza edebilirse kendisindeki mültecilere nasıl olsa bir iş bulur, tarzdan bağımsız olarak.KAS ne yapacağını düşünmeden ağlayan İsveçliler veya pop fenomen selfici Kanadalılar gibi kimseyi içeri almaz.KAS’ın kuruluşu Petersburg’dan Prusya’ya bugünkü biçimi Birleşik Berlin’e dayanan Rusya’dan beklentileri de var.Elbette vazgeçilmez olanı Frans-Almanya başta AB’ye güvenilir ve stabil bir enerji, hammadde tedarikçisi olması.Aynı zamanda AB’ye aykırı doğulu hısım-akrabaya göz kulak olması ve genel olarak doğu yarıkürenin güvenliğine katkı vermesi.Rusya bu gerekçeyle sovyetik enkazın yaralarının görünen kısmını çabuk sardı ve elan da stabil görünümde.Bu sürdürülebilir midir yahut ABD bataklıkta kıvranırken Rusya çıkıp bu işlevleri yerine getirebilir mi herhalde en iyi KAS biliyordur.Ancak büyük beklentiler bir yana şu ana kadar elde olan tek somut şey KAS’prom.O da liyakatsiz kötü yönetim, rüşvet, hakkaniyetsiz ve abartıdan batık futbolun şampiyonlar liginin sponsoru.Şövalye-bridge zengin mahallesinin futbol takımına hoca olan emektar Hiddink buna karşın demiş.Başı kopuk dünyanın en uzun kulaktan kulağa zinciri Londra ise çare Natosal neo-nazi kalkışması mıdır sızıntısına cevap arıyor.Akıllarına ilk ve tekrar tekrar gelen, her nedense ılımlı muhafazakar, dinci vb. siyasal vesayet.Yerküreden KAS manzaraları, 2 dakikada bilim programının alev almış kaynar yağ nasıl söndürülmez bölümüne benziyor.Yandığı için altını kapatınca zaten sönmüyor.Üzerine su atınca daha beter kaynayıp infilak ediyormuş.Tek çare mümkünse üstten kapağını kapatmakmış.Memleketimden KAS ManzaralarıTürkiye’de 30. yılını kutlayan KAS Vakfı’nın (Konrad Adenauer Stiftung) okazyon için yayınladığı dokümanda vakfa ismini veren şansölye Adenauer için şu sözler sarf ediliyor:“Almanya Federal Cumhuriyeti’nin özgürlüğünü, refahını ve sosyal güvenliğini borçlu olduğu Adenauer ölümünün ardından dünya çapında bir devlet adamı olarak onurlandırıldı.”KAS Vakfı Başkanı Pöttering’in yazdığı makalede altını çizdiği sözleriyle vakıf bulunduğu her yerde barış, özgürlük ve adalet için çalıştığına göre bunları Adenauer’e borçlu Almanya’nın onu yüceltmesi, kutlaması kadar doğal bir şey olamaz.Ancak bu kapsamda vakfın Türkiye ayağında kutlanacak ne var, belli değil.Türkiye, bunların topyekun yokluğunda bataklığa dönüşmekte olan bir ülke.Normal şartlarda KAS’ın kutlama yapmak yerine “rezaletin son perdesi, pılı pırtı bırakıp acil tahliye planı yayınlıyoruz” demesi gerekir.Aslında gerçek durum buna yakın ama yerküreden KAS manzaralarından ötürü arkadaşa bakıp çıkma formasyonu şu an için devam.“KAS bütün değişkenlere hakim” diye düşünenler de çekiştirip duruyor.Yayınlanan kutlama dokümanında KAS’ın Türkiye’deki faaliyetleri ve partnerleri diye bir bölüm var.Buna göre:“Çalışmaların ağırlık noktasını, Türkiye’nin Avrupa yapılarına ve kurumlarına uyumunu sağlamak amacıyla demokratikleşme ve reform sürecine içerik açısından destek verilmesi oluşturmaktadır:Buradaki önemli bir amaç, Almanya-Türkiye ve Avrupa-Türkiye ilişkilerinin güçlendirilmesidir.Projelerin diğer hedefleri, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, ademi merkeziyetçiliğin teşvik edilmesi ve ekonomi politikaları konusundaki diyaloğun derinleştirilmesidir.”İnanmak başarmanın yarısıdır deyişi gibi KAS hakikaten olumsuz anlamda bunları gerçekleştirecek noktaya yaklaştı.Türkiye, yakında kalmayacak olan yarı-Avrupalı, çok parçalı, para’leter dikta-ekonomik, yüksek beledi reformlu, iktidar-muhalefet kompakt demokrasi.KAS’ın bu projedeki yerli ortakları şöyle listelenmiş:Türk Demokrasi Vakfı, Türkiye Belediyeler Birliği, Türkiye Orta Ölçekli Sanayici ve Serbest Meslek Mensupları ve Yöneticileri Vakfı, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü Daimi Sekreteryası, Türkiye Gazetecilik Cemiyeti, Türk-Alman Güvenlik Diyaloğu.KAS açık açık amacı ve amaca giden yoldaki partnerleri yazmış.KAS’ın Türkiye faaliyetlerini ve “proje”ye hangi gözle baktığını açıklamak için oldukça yeterli.Bunun “barış, özgürlük, adaletle ne ilgisi var” diye serzenişte bulunmak yersiz.Dünyada hangi memleket ecnebi elinde abad olmuş ki KAS terkisinde Türkiye olsun.Bu, ecnebilere sorgusuz biat edenlerin düşünmesi gereken bir konu.Bunun yanında biat edilen KAS ise KAS’ı bağlayan bir konu.Takdir-teşekkür yazısı yazmadan önce bu dokümanı okumak her açıdan yerinde olurmuş.30. yıl KAS kutlama belgesi şöyle devam ediyor:“Proje çalışmalarının desteklediği diğer konular arasında:Siyasi açıdan merkezde yer alan partiler arasındaki fikir alışverişi, toplumsal temel değerler konusu ile dinler arası ve kültürler arası uyum yer almaktadır.Özellikle dinler arası fikir alışverişi yıllardır KAS Derneği’nin etkinlikleri arasında önemli bir yer almaktadır.”Bu konuda da KAS’ın kaydettiği aşama tartışma götürmez.Yalnız KAS biraz daha üretimsiz kısır alış verişi sürdürürse özde mütedeyyin deist olacak.Bir zamanların seküler aydınlanmacı aklını alış verişe, diyaloğa emanet etmek görünüşe göre akıl karı değil.Konrad Adenauer, çok pragmatik, esnek, sorun çözen bir siyasetçi olarak bilinirmiş.Siyaset literatürü hatta jargona geçen pek çok aforizması var.Bunlar içinde en sevilen, bilinenlerden bir tanesi:“Baylar, geceden sabaha daha akıllı olmamı kimse engelleyemez”.Belli ki kendini akıllı olarak kabul eden, bunun gereğini yapmaktan imtina etmeyecek özgüven ve dünya görüşüne sahip birisiymiş.Türkiye’ye gelince Cumhuriyet’in özgürlüğünü, refahını ve toplumsal güvenliğini kimlere borçlu olduğu bariz belli.Sözün özü:Tek çare, Atatürk Türkiyesi.Nokta.13 Ağustos 2018