Friday, August 24, 2018

Bakmak / Görmek?!

Bakmak / Görmek?!"Bazı insanları her zaman, bütün insanları da bazen kandırabilirsiniz; ama bütün insanları her zaman kandıramazsınız."Abraham Lincoln şu:Fehmi Koru: Bugün bayramın son günü… Aklıma Şair Eşref geldi…Vali teftiş için habersiz geldiği kazada kaymakamı bulamayınca hükümet konağının kapısına bir koltuk koydurmuş ve orada oturup geleni geçeni seyrediyormuş… Bir bakmış, yaşlıca kaymakam -makam arabası gibi- küçükçe bir merkebin üzerinde geliyor. Yaklaşınca, vali, “Aman kaymakam bey, merkep sizi düşürmesin” diye takılacak olmuş… Kaymakam hiç duraklamaksızın “Merkebim pek ‘kâmil’dir paşam” cevabını vermiş…Edebiyat tarihleri bu mükalemeyi kayda geçiriyorlar; çünkü valinin adı Kâmil Paşa, ona cevabı patlatan da hicivleriyle meşhur Şair Eşref…Düşünün, valiyi ‘merkep’ yapan bir kaymakam… Hem de yüzüne karşı…Nereden aklıma geldiyse, bayram günlerini Eşref‘in hayatını ve şiirlerini okuyarak değerlendirmek istedim.Bir kere ömrünün büyük bölümü devlet hizmetinde geçmiş biri o: 1879’da Fatsa’da başladığı kaymakamlık görevini, Çapakçur, Hezan, Ünye, Tirebolu, Garbi Karaağaç (Acıpayam), Buldan, Kula, Kırkağaç ve Gördes’te de sürdürmüş…Devleti tanıyor. Devletin kaymakamı. Ama şu mısra da ona ait: “Asiyab-ı devleti bir hâr da olsa döndürür.” Mısrada geçen ‘asiyâb’ çark, ‘hâr’ da merkep demek.Vali ve edip Ahmet Vefik Paşa‘ya bu mısra okununca, o şu tepkiyi vermiş: “Döndürür döndürmesine amma, eşekçesine döndürür…” Sultan Abdülhamid karşıtı Şair EşrefDili zehirli bir hiciv şairi Eşref. En keskin mısralarını dönemin padişahı 2. Abdülhamid için söylemiş…Mısır Osmanlı’dan kopunca şu dörtlüğü yayınlamış:“Vakt-i fırsat gözetir sahib-ı cihan / Tutar elbette elinden kaçanı / Gene sahip olur inşallah / Mısır’ın kaldı elinde koçanı”Ülkede kalamaz hale gelince önce Mısır’a (1904), oradan da Fransa, İsviçre, Kıbrıs’a yolunu düşürmüş Şair Eşref ve yeniden Mısır’a dönmüş. Bu zoraki seferleri sırasında şu dörtlüğü yazmış:“Nefret ettim badema Osmanlı namı istemem / Yok mu istikraha hakkım söyle Allah aşkına? / Padişahım başka bir lutuf istemem senden, fakat / Tâbiiyetden beni affeyle Allah aşkına.”Meşrutiyet yeniden ilan edildiğinde ülkeye dönmüş ve yeniden kaymakam atanmış Eşref; Turgutlu’ya… İttihatçılar kendisini oradan biraz uzağa, Adana’ya, vali muavini olarak göndermiş, ancak görevde daha dördüncü ayını doldurmadan vali muavinliği makamını ilga edip Eşref‘i açıkta bırakmışlar.Sivri dili İttihatçılara da batmış çünkü.Curcuna… Zuhuri… Hacıyatmaz… Kalender… Edep Yahu… Bunlar Şair Eşref‘in şahsen çıkardığı içinde siyasi mesajlar bulunan şiirlerinin yayınlandığı gazeteler… Bir de onun adına ‘Eşref’ diye bir gazete çıkmış, Şair Eşref ona da katkıda bulunmuş…Yazdığı taşlamalar, hiciv şiirleri de 12 ayrı kitapta toplanmış…Vefat tarihi 1914. Kırkağaç’ta ölmüş. Vefat etmeden önce yazdığı şu dörtlük mezar taşı üzerinde hala duruyor:“Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için / Gelmesin reddeylerim billahi öz kardaşımı / Gözlerim ebna-yı âdemden o rütbe yıldı kim / İstemem ben Fatiha, tek çalmasınlar taşımı”Acımasız değil mi?Dönemin önemli devlet adamlarından Bahriye nazırı Hasan Paşa için şu dokundurmasına ne demeli:“Şu bizim nazır-ı Bahriye Hasan Paşa’yı / Böyle tarif ediyor vak’anüvisan-ı ümem / Gelecek olduğunu bilse idi neslinden / Almadan Hazret-i Havva’yı boşardı Âdem.”Kahvehane köşesinde yatıp kalkan Şair EşrefEmeklilik döneminde bir ara İstanbulu mekan tuttuğunu da öğreniyoruz Eşref‘in. Zekasına ve şiirlerine hayranlardan biri Süleyman Nazif. Bir diğeri de Mithat Cemal Kuntay. Genç Mithat Cemal hayranı olduğu Eşref‘le ilgili kaleme aldığı bir manzumeyi Süleyman Nazif‘e verir, o da Eşref‘e ulaştırır.Bundan sonrasını Mithat Cemal‘in anlatımıyla aktarayım:“-Seni görmek istiyor. Şimdi bekliyor, gideceğiz.– Evi nerede efendim? dedim.– Ne evi, dedi. Sirkeci’de kahvede yatıp kalkıyor!Şaştım. Abdülhamid’i devirecek kudretteki bombaları bizim hafızalarımıza dağıtan şair Sirkeci’deki bir kahvehanede nasıl yatıp kalkardı? Süleyman Nazif izah etti:– Kahvehanenin camlarına bezler örtülmüş. Hususi bir oda haline konulmuş. Orda yatıp kalkıyor.Bu izahta bir şakanın edası yoktu. İnanmak lazımgeldi, ve Süleyman Nazif’le beraber kalkıp gittik. Sirkeci’deki bu camları örtülü ve küçük köşe kahvehanesine girdiğimiz zaman (..)Süleyman Nazif beni takdim etti. Eşref, bana:-Lâyık olmadığım iltifatta bulunmuşsunuz.Dedikten sonra manzumenin bulunduğu dergiyi yanındaki yastığın altından çekti, oğluna uzatarak:– Bunu sen al, babandan sana miras bu kalacak!Dedi. Süleyman Nazif’le bu ziyaretten dönerken bir şeye şaşıyordum: Bir ihtilal fırtınasının Sirkeci’deki bir köşe kahvehanesine sığdığına. (Son Posta, 21. 10. 1945).İttihatçılar gelince Şair EşrefSultan Abdülhamid karşıtlığında zirve yapan Şair Eşref ülkeye İttihatçılar eliyle Meşrutiyet geldiğinde önce müthiş heyecana kapılmış, ardından meydana gelen siyasi gelişmelerle pek çokları gibi hayal kırıklığına uğramış. Özellikle de gazeteciler Hasan Fehmi, Ahmet Samim ve Zeki Bey gün ortasında İttihatçı sergerdeler tarafından öldürüldüğünde…Geçmişe dönük pişmanlığını farklı bir üslupla şöyle dile getiriyor Eşref:Musibetten, beladan ibret aldık, ya Resulallah!Uyandık şimdi, evvel haba daldık, ya Resulallah!Aceb dergah-ı Haktan biz ne çaldık, ya Resulallah!Meded kıl, biz nasıl bu ellerde kaldık, ya Resulallah!Bugünlerde bunaldıkça bunaldık ya Resulallah!Hasan, Ahmet, Zeki Bey hangi derde mübtela oldu?Sokaklarda müretteb hangi katiller bela buldu?Nasıl ellerde istanbul muhit-i Kerbela oldu?Meded kıl, biz nasıl bu ellerde kaldık, ya Resulallah!Bugünlerde bunaldıkça bunaldık, ya Resulallah!Şair Eşref gazeteleri ve gazetecileri de ihmal etmemiş. Şu dörtlükte, “Bir şeyin doğrusunu öğrenmek istiyorsan, gazetelerin yazdığının tam tersini düşün” tavsiyesinde bulunuyor:“Şifre bizde gazete, tecrübedir miftahı, / Dikkat et sözlerime, cümle mebahiste oku: / Bilmek istersen eğer sıhhatini bir şeyin, / Vak’anın aksini evrak-ı havadiste oku!”NOT: Bu yazıdaki pek çok bilgi ile Eşref‘in bütün şiirlerini Hilmi Yücebaş‘ın ‘Şair Eşref’ adlı kitabında bulabilirsiniz. Tabii kitabı kitapçılarda bulabilirseniz. şu:AKP Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ’ın 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü 'Hainlikle’ suçlamasının ardından başlayan tartışmaya, Saadet Partisi de katıldı. CHP listesinden seçilen ve Merve Kavakçı’nın eski eşi olan Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Cihangir İslami, “AK Parti'de Doğru-Yanlış'ın İyi-Kötü'nün Tutarlılık-Çelişki'nin farkı silinmiş, ortadan kalkmış, muhakeme yeteneği de yitirilmiştir. Demokrasi ile ciddi problemleri vardır’’ dedi. şu:Ahmet Hakan: Gül için 'Hareketimize ihanet etti' diyen AK Partili Dağ, gayet tutarlı bir söz söylemiştir ANALİZNot 1: Ahmet Hakan, Patalya'dan Muharrem İnce'yi destekledi, PR'ını yaptı, 24 Haziran sandığı kapsamında! Meral Akşener de Gül'e net tavır aldı. Kılıçdaroğlu ise Gül'ün yanında saf tuttu!Not 2: Merkez Bankası'nın bağımsızlığı için laf edenler, ülke'nin bağımsızlığı, üniter yapısı hakkında neden yek kelime etmez! Misal bu misal ise soru şu: Gül, Erdoğan'a ihanet etti ise Erdoğan kim ya da kimlere ihanet etti ki, dünya alem ayak'ta?! Nüans?! Gül'ün adaylık anonsu üzerinden muhalefet kilitlendi ve Erdoğan ilk tur'da sandığı aştı ise so what?! Kaldı ki, ihanet tartışması üzerinden AKP / Ak Parti ayrışması "resmen" başlatıldı! Yeni merkez sağ operasyonu!Not 3: İstihbarat, Ak Parti ya da AKP, muhalefet'le uzun zamandır oynuyor, zeka ile alay ediyor! Ne var ki, büyük resim'deki tablo "Oyun bitti" diyor! Abdullah Gül'ün adı üzerinden yaşanan tartışmada, Gül, 28 Şubat safında (Gökçek / Çiçek) mesajı çakılıyor! Erdoğan ise Hilmi Özkök & Mesut Yılmaz ikilisi üzerinden AB.Not 4: Fehmi Koru'nun yazısından bahisle soralım: Ak Parti ya da AKP iktidarında Şair Eşref'in durumda olan bir yazı adamı var mı?! Yok anlaşılmadı daha açık yazalım: 28 Şubat yazar tayfası içinde Şair Eşref durumunda olan var mı?! Cevap "Hayır, yok öyle biri" ise o zaman mesaj kime?! Mesaj bu satırların yazarına ise geçmişte çok yazdık; "Düşmanlarım istese de beni mağdur edemez!" Dost kazık'ından mülhem Atatürk'ün postu BİT Pazarı'nda! Teneke'yi parlatsan çeyrek altın eder mi ve/veya 28 Şubat'ın altın'ları ya da tenekeleri nedir ne değildir?! Fehmi Koru'nun ya da MİT'in kalemi Fatih Çekirge'de 'Şair Eşref'lik "satir" yok ise o zaman sıkıntı da yok demektir ya da sıkıntı yok ise Çukur'da söylendiği gibi sıkıntı çok demektir!Not 5: Şeytan'ın gör dediği!?Velev ki, tüm sorun, HM'nin üslup'unda, okumazsın, görmezden gelirsin, işsiz bırakırsın, yasaklarsın; Zapsu'gillerin önünü açarsın! Şimdiye dek yapılan başka bir şey miydi?! Kaldı ki, ona da güç'ünüz yetmez, kozmik kitap'lardan kaynaklı yasaklı gazeteci! Porter!? Enerji bazlı sulh o done'ler üzerinden örülecek!Fatih Çekirge, Fehmi Koru'nun üslup'ları cici ise onları okumak, okutmak da mümkün!Ertuğrul Özkök, Emin Çölaşan, Yılmaz Özdil, Ahmet Hakan vb.Ya da HM'ye "nitelikli aracı" vasıtası ile "somut teklif" ile gelirsin, işin adı, bütçesi vb ne varsa ortaya koyarsın.Hem "Sabah" deyip, hem teklif'i bekletmek, sonra da Hürriyet'ten gelen teklif'e duvar örmeye çalışmak ne mana?!Korku'nun ecel'e faydası yok; ya Sabah ya Hürriyet.İş yapmak sorun çözmek ise şartlar ortada.Kulağı ters'ten göstermek yersiz.Şair Eşref gibi laf sokma ustalığı ise hikaye, o işin de usta'ları var, Cem Yılmaz BOP'ta reklam işinden paraya para demedi. Metin Uca gözden düştü ama o işin en iyilerindendir, rahmetli Levent Kırca da öyle! Hıncal Uluç, Engin Ardıç, Yılmaz Özdil vb.BOP'ta işsiz kaldıysak gaz almadığımızdan, nitelikli muhalefet yaptığımızdandır, kozmik kitaplar vb.CD?!Not 6: Aziz Yıldırım gibi ne verdiğini söyleyen çok da, ne aldığını anlatan yok! BOP'ta herkes verdi ise Atatürk Türkiyesi'ni kim ya da kimler yağmaladı?! Erkete'de kimler vardı?! Laik işadamları nerede, nasıl baskılanmış?! Hüsnü Özyeğin başarıdan başarıya koşarken Türkiye'de laik'lik nasıl tasfiye aşamasına girmiş?! Laik medya neden sahip çıkmamış ve/veya öyle bir medya kaldı mı?! Hesap soracağını iddia eden, basit sorulardan korkmaz! Putin çöken devletini ayak'a kaldırırken, Türkiye'de "TSK sanık, pkk tanık" operasyonu üzerinden, Atatürk Türkiyesi tasfiye ediliyordu! Fehmi Koru o sırada ne yazmış, yapmış, arşiv ortada, Fatih Çekirge vb. İstiklal Marşı "Korkma" diye başlıyor. BOP'un final'inde kayan eksen'i durdurmak için ne yapacağız; Aydınlık üzerinden mi yazacağız yoksa Sözcü üzerinden ya da Halk Tv vb mi?! Naçizane vatan için bila bedel yazma görevim 2014'te bitti. Katkı isteyen ne yapacağını biliyor! MİT, laik'lere, CHP'ye, Atatürkçüler'e küfretsin diye ayda Engin Ardıç'a ne kadar ödüyor? Ertuğrul Özkök ayda kaç TL'ye magazin yazıyor!? Kaldi ki, işsiz Fehmi Koru'ya "MİT'in tercüme bürosu"nda iş vermek mümkün de, oradakilerin en düşüğü üç ya da beş dil biliyor, aldıkları maaş da devlet memuru maaşı! Engin Ardıç o maaş'a Eşref'lik yapar mı?!Neyse, kısa keselim "aydın havası" olsun!Katkı isteyen için şartlar ortada!Not 7: Sabah'tan akşam'a övseler de, yerseler de almadan vermek Allah'a mahsus! O medya'lar baba'larından miras kalmadı ise o köşeler kimsenin babasının malı değil ise mesaj çok net!Yan gelip yatarak başarıya ulaşan yek canlı tavuk'tur.Nokta.24 Ağustos 2018