"Die Bäume wachsen nicht in den Himmel" ve/veya "Tetejetlen nagy fa"?!
"Die Bäume wachsen nicht in den Himmel" ve/veya "Tetejetlen nagy fa"?!"Siyaset cambazlığına giren bir adam, iradesine dikkat etmelidir çünkü siyaset karakteri bozar."Otto von Bismarck...DURUM ANALİZSoru şu:Ağaç'lar gökyüzüne kadar uzanır mı?! cevap:Almanlar diyor ki:"Die Bäume wachsen nicht in den Himmel""Agaçlar gökyüzüne kadar büyümez (yetişmez)!"Yani?!Romantik politik değil, real politik!Nüans?!Cengiz Han, Mehmet F. Tufan, Hürriyet, Sayfa 133:Macar dilinde "Tetejetlen nagy fa" ifadesi "Gök'e Uzanan Ağaç" anlamına gelmektedir.Buna "Dünyalar Ağacı" da denmektedir.Şamanlar bu ağaca tırmanarak diğer dünyalara geçiş yapmaktadir.Bu inanç bu halkların inancı olmuştur.Ön Bulgarlarda bulunan "Tangra" sözcüğü Gök Tanrısı Tengri'ye denk gelmektedir.Yani?!Bugün aslında dün'dü!BOP'un final'inde birileri ısrar'la diyor ki, ağaç'lar gökyüzüne kadar uzar, oradan diğer tarafa pasaportsuz geçmek mümkün!Real politik ise Saddam'ın, Mursi'nin, Kaddafi'nin, Menderes'in sonuna işaret ediyor."Ağaçlar gökyüzüne kadar büyümez" diyor.Velev ki öyle değil böyle, konjonktür ortada:İsrail / İran makas'ı ve/veya acem barzan tahterevalli. Türk siyaseti'ne etkisi, "Kültigin Yazıtları"nda, çok açık ve net bir şekilde ortaya konulmuştur:Orhun Anıtları arasında bulunan Kültigin Yazıtı'nın, doğu yönündeki yazının çevirisi şöyledir:"Çinlilerin sözleri tatlı, ipek kumaşları yumuşaktır, tatlı sözle, yumuşak ipek kumaşla aldatıp uzak budunu kendilerine yaklaştırırlar. Sonra da içlerine girer, kötülüklerini yaparlar. Çinliler, kendilerinden olmayan bilgili kişileri, kendilerinden olmayan alp kişileri yaşatmazlar. Yanılıp onlara inananlar, kendi soylarına en yakınlarına ve budununa yararlı olmaktan çıkarlar. Çinlilerin tatlı sözlerine, yumuşak ipek kumaşlarına aldanan pek çok Türk yok oldu. Türk budunu sen çoğu kez hep böyle aldanıp öldün."Kültigin Yazıtı'nın, diğer yönünde ise şu yazı bulunur:"Çin milleti hilekar ve sahtekar olduğu için, aldatıcı olduğu için, küçük kardeş ve büyük kardeşi birbirine düşürdüğü için, bey ve milleti karşılıklı çekiştirttiği için, Türk milleti 'İL' yaptığı ilini elden çıkarmış, kağan yaptığı kağanını kaybedivermiş. "Cengiz Han, Mehmet F. Tufan, Hürriyet, Sayfa 74Nokta....OKUMA PARÇASITürk-Moğol Tanrı Efsanesi TengerlerTengerler, Türk ya da Moğol tanrıları olarak efsaneleşmiştir. Bu efsane 8. yüzyılda başlamış ve hala sürmektedir.Tengerler, Orta Asya Altay dil grubundan bir dili konuşmaktadır.Bu insansı tanrı varlık ırkı, Moğol ve Türk kültürlerinde insanüstü güçlere sahiptir. Tengerler, Hiperborya adında bir çağdan beri vardırlar ve Erlik adında bir tanrıya tapmaktadırlar.Bu inanışa göre; Tengerlerin çoğu Ergenekon denilen bir ülkede yaşamaktadır.Ergenekon, dünyaya paralel duran bir başka küçük dünyadır.Burası Altay dağlarının zirvelerinde bir yerlerde, ulaşılması mümkün olmayan bir yerdedir.Dünyalar arasında, dünyaların kesiştiği bir nokta bulunmaktadır.Gökyüzünde bulunan Ergenekon hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır.Tenger isimli tanrılara farklı coğrafyalarda farklı isimler verilmektedir.Toprak ana olarak bilinen Ganea, Altay Türkleri tarafından "Umay" ya da "Yer" olarak tanımlanmaktadır.Yakutlar ise aynı tanrıya Ayzıt / Ayısıt ismini vermektedir.Dünyanın diğer birçok kültürlerinde Panteon denilen tanrıların yaşadığı yurtlar inancı vardır.Bunların en bilineni ise Yunan tanrıları Panteonu'dur.Tengerlere Kırgız ve Tuva Şamanları dualar etmektedir.Diğer kültürlerde de olduğu gibi Türk tanrıları olan Tengerlerin de kökenleri gizli tutulmuştur.Sadece efsanelerin içinde şifreli bir şekilde ortaya konmaktadır.Türklerin köklü destanlarına göre Göklerdeki Baba Tengri -Altay Türkleri "Tanrı" demekte, Moğollar "Tengeri", Yakutlar'da ise "Tangara" denmektedir-; anlamı ise her şeyin ilki olan "Sonsuz Mavi Gök"ün nesnelleşmiş haliydi.Toprak ana Ganea'nın ise onun eşidir.İkisinden bir oğlan çocuğu olmuştur ve adı da Erliktir.Ganea, Erlik için çamurdan bir beden yapmıştır.Tengri ise o bedene "Kut" koymuştur. Ancak zamanla Erlik, tanrısal özelliklerini yitirerek kibirli biri olmuştur.Tengri de onu sürgüne Tamu'ya göndermiştir.Erlik cehenneme giderek orada, kötülüğün ve ölümün tanrısı olmuştur.Cengiz Han, Mehmet F. Tufan, Hürriyet, Sayfa 135 İskender'in VasiyetiBüyük İskender bir gün vezirlerini toplamış ve onlara; "Ben öldüğümde cenaze merasimimi söylediğim gibi yapın" der ve ekler:"Ülkemin dörtbir yanından tebaamdan olan insanları çağırın!""Cenazemin önünden askerlerim yürüsün, silahlarıyla.""Cenazemin sağından alimler yürüsün, kitaplarıyla.""Cenazemin solundan zenginler yürüsün, en değerli mallarıyla.""Cenazemin arkasından ise fakirler ve garipler yürüsün, gözyaşı ve dualarıyla!""Sağ elime bir altın küre verin, sol elimi ise boş bırakın."Vezirler Büyük İskender'in bu söyledikleri karşısında şaşırırlar ve"Bunu bilse bilse Büyük İskender'in hocası bilebilir" diyerek, ona sormaya karar verirler.Vezirleri dinleyen hocası:"İskender'in ne kadar büyük olduğunu bir kez daha anladım" demiş ve sözlerine şöyle devam etmiş:"İskender size aslında şunu anlatmak istemiş:Cenazenin önünden yürüyen askerler, onun ölümüne silahlarıyla dahi engel olamadılar.Cenazenin sağından yürüyen alimler, ölüme kitaplarıyla dahi engel olamadılar.Cenazenin solundan yürüyen zenginler, ölüme mallarıyla mani olamadılar.Cenazenin arkasından yürüyen fakirler ve garipler ölüme, gözyaşı ve dualarıyla dahi engel olamadılar.Sağ elindeki altın küre ise bu dünyada sahip olabileceği her şeye sahip olduğunu,sol elinin boş olması ise 'Bu dünyadan ELİ BOŞ geldim ELİ BOŞ gidiyorum!' dediğini gösteriyor..."Büyük İskender, Hasan S. Sever, Hürriyet, Sayfa 152...24 Temmuz 2018