Yaralı Fil ve/veya Hayat Kurtaran Cümle?!
Yaralı Fil ve/veya Hayat Kurtaran Cümle?!Pazar'lık birkaç fıkra:Diktatör bir akşam meyhaneden içeri girer.Tezgahtara yaklaşır.Hafif içkili bir sarhoşun yanına çöker.Oradan buradan konuşurlarken sorar;─ Böyle her gün içmek için ne kadar kazanıyorsun?Sarhoş; "Günde 2 bin lira."─ Peki kemerleri biraz sıkalım diye ücretleri azaltıp, koşulları ağırlaştırsak, ne kadar kazanırsın?Sarhoş; "4 bin lira.""Peki biraz daha sıkarsak kemerleri?""O zaman 5 bin liraya para demem."Diktatör kızar; "Bu ne biçim iş yahu. Peki köküne kadar sıkarsak?""O zaman muhakkak 10 bin lira kazanırım."Diktatör şaşırmıştır.Adamın ne iş yaptığını çok merak ederek sorar:"Şeytan mısın, nesin. Ne iş yapıyorsun?""Mezarcıyım!"BU SEFERKİ ZENCİ80’lik ihtiyar 25 yaşındaki kıza aşık olur ve evlenirler. Küçük kasabada büyük olay yaratan evlilik memnun mesut devam ederken bir yıl sonra ihtiyar adam karısını doğum yapmak üzere hastaneye getirir.Herkes şaşkınlık içindedir. Derken hemşire gelip adamı tebrik eder, Bu mükemmel bir şey! Bu yaşta bunu nasıl başardınız ?-Eee der ihtiyar, Motoru sıcak tutacaksın kızım!Ertesi yıl 80’lik ihtiyarın 25’lik karısı tekrar hamile kalır ve yine aynı hastaneye gelirler. Hemşire yine büyük bir şaşkınlık içinde,-Tebrik ederim, bu olağanüstü birşey! deyince ihtiyar kıs kıs güler,Sana söyledim. Motoru sıcak tutacaksın!Bir sonraki yıl, ihtiyarın karısı yine hamiledir ve karısı doğumhanede iken gelen hemşire ihtiyara "Vay be ne erkekmissin" der.İhtiyar; "Motoru sıcak tutacaksın" diye cevap verince hemşire atılır:"Eh artık yağı değiştirsen iyi olacak. Bu seferki zenci."EŞEK / SEMERCİ USTASIKöyün yaşlı semercisi Bekir Usta ölmüş.Tüm eşekler köy meydanında toplandılar, tepindiler oynamaya başladılar.Yaşlı hasta bir eşek duvar dibinde düşünüyordu. Ona geldiler:─ Haberin yok herhalde, semercimiz öldü, dediler.─ Ne olmuş öldüyse?─ Artık sırtımız yara bere olmayacak, özgür olacağız…─ Nasıl bir özgürlükmüş bu!─ Semerci olmayınca artık sırtımıza semer yapılmayacak, kırda bayırda istediğimiz gibi dolaşacağız…Yaşlı eşek gülmüş;─ Şaşarım aklınıza, demiş.─ Bugün sevinçle tepineceğinize aslında yas tutmalısınız. Bekir Usta iyi kötü sırtımızın ölçüsünü biliyor, bizi rahatsız etmeyecek semerler yapmaya çalışıyordu.Yarın bir acemi semerci getirirler, sırtınız yaradan kurtulmaz. İyisi mi siz semerciden değil, eşeklikten kurtulmanın yolunu arayın.Eşek kaldıkça, sırtınıza bir semer yapan bulunur.HELAL / HARAMVaktiyle Bursa’da bir Müslüman, bugünkü adı Arap Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş:“Her kula helâl, Müslüman’a haram!”Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye. Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka paça huzura getirilmiş. “Bu nasıl fitnedir, dini İslâm, ahalisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman’a yasakla! Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin?” diye çıkışmışlar adama. Adam:– “Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin ispat ister, delil şarttır…” dedikçe kadı kızmış.– “Ne delili, ne ispatı? Sen fitne çıkardın, Müslüman ahalinin huzurunu kaçırdın, katlin vaciptir!” demiş. Demiş ama bir yandan da merak edermiş:– “Nedir gerekçen?” diye sormuş. Adam:– “Bir tek Sultan’a derim…” diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan’a gitmiş, adam saraya götürülmüş. Padişah da sinirlenmiş ama diğer yandan o da meraklanırmış:– “De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın, hem de her kula helâl, Müslüman’a haram yazarsın?” Adam, başı önünde konuşur:– “Delilim vardır, lâkin ispat ister.”– “Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?”– “O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultanım…”– “Eeee!”– “Sultanım, herhangi bir havradan (sinagog) rastgele bir hahamı izahsız yaka paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak…”Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Museviler, “Ne oluyor, bu ne zulüm? Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masumdur, gerekirse kefalet ödeyelim…” Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş. Bir hafta dolunca, adam:– “Sultanım, artık bırakmak zamanıdır” demiş. Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer Sultan’a teşekkürler, hediyeler.– “Aynı işi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz için yaptırınız Sultanım” demiş.Aynı şekilde bir papaz derdest edilip alınmış Pazar ayininden ve aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutluluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar… Din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla daha bir sarılmışlar birbirlerine… Sultan:– “Bitti mi?” demiş adama.– “Sultanım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle” demiş.– “Şimdi nedir isteğin?”– “Efendim, payitahtımız Bursa’nın en sevilen, âlimini alınız minberinden…” Adamın dediğini yapmışlar, Ulucami imamını Cuma hutbesinin ortasında almışlar, yaka paça götürmüşler.Bir Allah’ın kulu çıkıp da, “Ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz? Hiç olmazsa vaazı bitene kadar bekleseydiniz”, gibi tek bir kelâm etmemiş, imamın peşinden giden, arayan soran olmamış… Geçmiş bir hafta, “Nerde imam?” diye gelen giden yok! Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta tutuklanan koca âlim için:– “Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik…”– “Kim bilir ne suç etti de tevkif edildi!”– “Vah vah! Acırım arkasında kıldığım namazlara…”– “Sorma, sorma…”Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olup bitenleri. Sonunda Padişah çeşmeyi yaptırana sormuş:– “Eee, ne olacak şimdi? Adam:– “Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hocadan.” “Haklısın” demiş padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş. Adam başı önünde konuşmuş:– “Ey büyük Sultanım, siz irade buyurunuz lütfen, böyle Müslümanlara su helâl edilir mi?”Sultan acı acı tebessüm etmiş:– “Hava bile haram, hava bile!” demiş.HAYAT KURTARAN CÜMLEAdam akşamdan kalma büyük bir baş ağrısıyla uyanmış.Zorlukla gözlerini açarak, yatağından doğrulmuş.Şöyle bir etrafına bakmış, komodinin üstünde bir bardak su ve iki aspirin duruyor.Yatağın ayakucundaki sandalyede elbiseleri ütülenmiş durumda aspirinleri içerken komodindeki not dikkatini çekmiş:“Sevgilim, günaydın. Kahvaltın mutfakta. Ben alışverişe gidiyorum. Erken dönerim seni seviyorum.”Kalkıp giyinmiş ve mutfağa gitmiş bakmış oğlu kahvaltı ediyor ve kendi servisi ve gazeteleri de masanın üstünde duruyormuş.Oturmuş, kahvaltısına başlamış ve oğluna sormuş:"Evlat dün gece neler oldu biliyor musun?"Çocuk; "Dün gece sarhoş olarak eve geldiğinde saat üçü geçiyordu baba. Önce koridordaki sandalyeyi devirdin ve ardından kustun, daha sonrada yüzünü odanın kapısına çarptın ve bir gözün morardı."Adam şaşırmış vaziyette:"Anlayamadım. Neden o zaman her şey temiz, kahvaltı hazır ve gazetelerim alınmış?"Çocuk; "Onu mu soruyorsun? Annem seni sürükleyerek yatak odasına götürüp, pantolonunu çıkarmaya çalıştığında, 'Bayan, beni yalnız bırakın, ben evli bir adamım' dedin." b/2018/05/02/yarali-fil/...24 Haziran 2018