"Et-tekraru ahsen velev kane yüz seksen" ve/veya "Tekrar güzeldir, 180 kere olsa da"?!
"Et-tekraru ahsen velev kane yüz seksen" ve/veya "Tekrar güzeldir, 180 kere olsa da"?!"Dostunu yakın tut, düşmanını dostundan da yakın tut."Baba filminden bir replik ahsen velev kane yüz seksen!""Tekrar güzeldir, 180 kere olsa da!"Bu kapsamda, zaman tüneli'nde, dün'den bugün'e kısa bir ufuk turu:...Step 1:6 Dürüst hizmetkar?!Benim altı dürüst hizmetkarım var.Bütün bildiklerimi onlar bana öğrettiler.İşte adları:Ne?Nerede?Ne zaman?Nasıl?Niçin?Kim?(Rudyard Kipling)...Step 2:Adamın biri lüks arabasıyla çılgınca sürat yapıyormuş, trafik polisi durdurmuş.“Ehliyet lütfen” demiş sertçe.“Ne ehliyeti? Verdiniz mi de sanki istiyorsunuz? 10 kere girip çıktım sınava, vermediniz bir türlü” demiş adam.Polis bu sefer:“O zaman ruhsatı verin lütfen” demiş.“Ruhsat da yok” demiş adam.“Ben bu arabayı çaldım zaten. Ama şu silahımı koyduğum torpido gözünde bazı belgeler vardı galiba” demiş adam.“Neeee” demiş polis.“Bu araba hem çalıntı, hem de arabada silah mı var?”“Eveeet” demiş adam.“Cesedini bagaja koyduğum bu aracın sahibini işte o silahla öldürmüştüm zaten.”“Neeee” diye bir çığlık daha atıp silahına davranmış polis.“Bir de bagajda ceset mi vaaar?”Hemen şoförü yüzükoyun yere yatırmış ve bu azılı gangsteri tek başına zaptedemeyeceğini düşündüğünden merkezden yardım istemiş. 5 dakika sonra neredeyse emniyet teşkilatının yarısı oraya yığılmış.Emniyet Müdürü karşısına dikilmiş adamın.Sorgu sual.“Ehliyet” demiş, adam çıkartmış vermiş.Bakmışlar gerçekten kendi ehliyeti.“Ruhsat” demişler, çıkartmış vermiş.Tamamen yasal ve de araç kendine ait.Torpido gözüne bakmışlar silah-milah yok.Bagajı açmışlar ceset falan yok, tertemiz.Emniyet Müdürü adama;“İyi ama seni durduran polisimiz, ehliyetinin ve ruhsatının olmadığını, aracın çalıntı olduğunu, torpidoda silah ve bagajda da bir ceset olduğunu söylemişti” der.Adam da Emniyet Müdürüne; “Bu kadarına inanamıyorum yaa, belki bir de çok hızlı gittiğimi falan da söyler şimdi o adam!”...Step 3:Ortadoğu /Şark meselesi?!Fransız yazar Marguerite Yourcenar'ın bir sözü vardır.“Tarih bir özgürlük okuludur. Bizi önyargılardan kurtarır. Ve sorunlarımıza başka bir açıdan bakmayı öğretir” diye...Avrupa’nın tüm dünyaya kabul ettirdiği kavramlar Orta Doğu, Yakın Doğu, Uzak Doğu!“The Middle East And The West” adlı eserin yazarı Bernard Lewis’e göre, Ortadoğu tabiri 1902 yılında doğmuştur.Bu tabiri ilk kez kullanan ise Amerikan deniz tarihçisi Alfred Thayer Mahan’dır. Ortadoğu suni bir kavramdır.Bugünkü anlamda Akdeniz’in doğu ucundaki ülkeleri belirtmek için II. Dünya Savaşı’ndan bu yana kullanılmaktadır.Orta Doğu ya da Şark meselesi ilk olarak Yunanlılar’ın bağımsızlıklarını sağlamak için Osmanlı devletine karşı ayaklandıkları zaman (1821) ortaya çıkmıştır.Cemil Meriç, Kırk Ambar...Step 4:Amed?!Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, Güneydoğulu gazetecilere verdiği iftar yemeğinde; şunları söyler:Kuzey Irak’da özerk bir Kürdistan kuruldu.Başşehri Erbil’dir.Kuzey Suriye’de özerk bir Kürdistan kuruldu.Başşehri Kamışlı’dır.İran’da da özerk bir Kürdistan kurulacak.Başşehri Mahabad olacak.Türkiye’de de bir özerk Kürdistan kurulacak.Diyarbakır’ın ismi değiştirilerek “Amed” yapılacak.Başşehir Amed olacak.Bu 4 başşehir Avrupa Birliği’nde olduğu gibi yanlarına Ermenistan ve Ürdün’ü de alıp, sınırları da kaldırarak “ortak para birimine” geçecek ve “Büyük Kürdistan Birliği” hayat bulacak....Step 5:Erzurum’un Oltu İlçesi'ne yeni tayin edilmiş, idealist genç kaymakam, meteorolojinin soğuk hava uyarısını dikkate alarak, ilçeye bağlı bütün köy ve mahalle muhtarlıklarına bir yazı göndermiş: “Bu sene kışın soğuk geçeceği anlaşılmaktadır. Kullandığınız yakıtın cinsini, kod numarasını ve stok durumunu acele bildiriniz.”Bir köy muhtarı şu cevabi yazıyı yazmış Kaymakam’a:“Yakıtımiz (BOP)pohtir... Kod numarasi yohtir... Stoğimiz ise gayet çohtir...” 6:Hazır'ız!?Günlerden bir gün İtalyan Büyükelçisi Ata ile görüşmek ister ve huzura kabul edilir.O zamanın Muhtelif Ekonomik-Siyasi konuları hakkında konuşulduktan sonra Büyükelçi:“Ekselans, dün Roma ile yapmış olduğum bir görüşmede Hükümetimizin Hatay'ı almak istediği kararını size iletmem söylendi” der.Odada bir an sessizlik olur.Ata Büyükelçi’ye bir şeyler daha ikram eder ve iki dakika odadakiler ile başbaşa bırakır. Döndüğünde ayağında çizmeleri, üzerinde Mareşal üniforması, belinde tabancası vardır.Doğru masasına gider, manyetolu telefondan Mareşal Fevzi Çakmak'ın bağlanmasını ister ve Çakmak’a:“Paşa, İtalyan dostlarımız Hatay'a gelmek istiyorlar hazır mıyız?” der.Fevzi Çakmak durumu anlar ve “Biz hazırız Paşam” diye yanıtlarAta Büyükelçiye döner ve “Biz hazırmışız, hükümetinize söyleyin isterlerse gelip Hatay'ı alabilirler” der…Step 7:Büyük Oyun?!Orta Doğu; güney batı Asya'da, tarihsel ve kültürel yakınlığı olan ülkelerin oluşturduğu bir bölgedir. Arap ülkeleriyle, Arap olmayan ülkelerin (Türkiye, İran, İsrail) bulunduğu bir coğrafyadır.Bu tanıma göre Orta Doğu ülkeleri Azerbaycan, Türkiye, Suriye, Irak, Ürdün,İsrail, Lübnan, İran, Suudi Arabistan, BAE (Birleşik Arap Emirlikleri), Umman, Kuveyt, Bahreyn, Yemen'dir.Ortadoğu, enerji kaynaklarının en önemli merkezidir.* Dünyanın kanıtlanmış doğalgaz rezervlerinin yüzde 34'ü de Ortadoğu'dadır.* Petrol tüketimi 2003'te günde 66 milyon varilken, 2020'de 119 milyon varil olacaktır.* Ortadoğu petrolünün kalitesi yüksek, maliyeti ucuzdur.* Ortadoğu dünya petrol rezervlerinin yüzde 65.4’üne sahiptir. Bu rezerv 1.047 milyar varildir. Mısır, Cezayir, Libya ve Tunus rezervleri de eklenince toplam, rezerv dünya rezervlerinin yüzde 69.6’sına ulaşmaktadır.* Ortadoğu'nun potansiyel rezervleri ise 252.5 milyar varildir.* 2002 yılında Ortadoğu küresel petrol ihtiyacının yüzde 41.4’ünü karşılamıştır.* Kuzey Amerika'nın 2025’e dek Ortadoğu’dan alacağı petrol yüzde 85 artacak, bunun büyük bir kısmı ABD’de tüketilecektir.* 2025’e kadar Avrupa’nın Ortadoğu’dan petrol alımı yüzde 57, Japonya’nın yüzde 50, Pasifik’teki gelişmekte olan ülkelerin yüzde 100 ve Çin'in ise yüzde 500 artacaktır.…Step 8:Ahmet Sever, Ergenekon soruşturması sürecinin başarısını, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün sağlam duruşuna bağlıyor. Ruşen Çakır, Ahmet Sever’den bunu biraz açmasını istiyor.İşte Sever’in yanıtı:“Eğer bazılarının istediği gibi Abdullah Gül’ün yerine daha düşük profilli bir kişi cumhurbaşkanı olsaydı bu süreç bu kadar başarılı olamazdı. Türkiye, bugünkü Türkiye olmazdı, olamazdı. Her şeyi kendisi çıkıp açıklayamıyor, ben de bazı şeyleri açıklamaya mezun değilim, ama şu kadarını söyleyebilirim: Eğer Abdullah Gül o sancılı sürecin sonucunda cumhurbaşkanı olmasaydı bütün bu gelişmeler, ilerlemeler o kadar kolay gerçekleşemezdi.”GÜL’ÜN “ŞEMAYI DELİLLENDİRİN” TALİMATIAhmet Sever haklı; çünkü gerçekten de Abdullah Gül, ABD’nin Türk Ordusu’nu ve milli kesimleri hedef aldığı bu operasyonda, önemli bir rol almıştır.Anımsatalım:17 Mayıs 2006 Danıştay suikastından üç saat sonra, Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin TBMM’de şöyle konuştu: “Bekleyin ve hazırlıklı olun. Sürprizlere şaşıracaksınız. Gladio tipi bir yapılanma var.”Başbakan Erdoğan da “Bu iş başörtüsüyle ilişkili değil. Susurluk, Küre, Sauna bağlantıları var. Saldırı iktidarımıza yöneliktir” diyordu.Hemen bu bağı kuracak ve Ergenekon tertibini yürütecek bir savcı arandı. İşte o ilk günlerde Abdullah Gül, Başbakan Yardımcısı ve Terörle Mücadele Yüksek Kurulu Başkanı sıfatıyla emniyet ve MİT yöneticilerini topladı. Burada Gül’ün önüne bir şema kondu. Gül inceledi ve İsmet Berkan’ın iki yıl sonra yazdığı şu “açık talimatı” verdi: “Bana anlattıklarınızı delillendirip savcıya da anlatın, hepsi yakalansın, yargılansın.” (Radikal, 4 Temmuz 2008)İddianamelerdeki tüm dayanaksız suçlamalar, Gül’ün bu açık talimatı nedeniyledir. Zira görevliler, delillendirebilmek için uydurmuşlardır!Bunun nasıl bir zorluk olduğunu yine İsmet Berkan’dan öğreniyoruz: “Danıştay saldırısı ile çok sonra İstanbul’da başlayacak olan Ergenekon soruşturması arasında somut bir bağlantı kurulamıyor. Emniyet ilk gün getirip Abdullah Gül’e sunduğu istihbari bağlantıları savcıya sunamıyor, delillendiremiyor.” (Radikal, 9 Nisan 2008)SAVCI NASIL BULUNDU?Gül’ün “açık talimatı”nı yerine getirecek savcı da öyle kolay bulunamıyor. Hatta Cemaatçi “güvenlik yetkilileri” Radikal’den Murat Yetkin’e “savcı bulunamıyor” diye yakınıyorlar.Ama en sonunda bir “savcı” bulunuyor. Onun hikâyesini de İsmet Berkan’dan dinleyelim: “Nasıl olduysa İstanbul’da Zekeriya Öz isimli bir savcı bulundu. Bütün bunların 2003 sonu 2004 başında yaşanan darbe girişimleriyle bağını keşfetti.” (Radikal, 4 Temmuz 2008)“Nasıl olduysa” konusunu ise Fatih Altaylı aydınlattı. Zekeriya Öz, El Kaide soruşturmasında CIA ekibiyle görüşmeler yaptıktan sonra Ergenekon savcılığına getirilmişti! (HaberTürk TV, 3 Eylül 2008)İşte Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Ahmet Sever’in bugün “Gül olmasaydı operasyon başarılamazdı” dediği meselenin kısa hikâyesi budur.Peki, Ahmet Sever, Gül adına bunu neden söyleme ihtiyacı duydu? Yoksa Gül ABD’ye, “beni Erdoğan’dan daha iyi değerlendirebilirsiniz” mesajı mı veriyor?…Step 9:I. Dünya Savaşı şartları!?Napoleon'un 1798'de Mısır'ı işgaliyle Ortadoğu'nun tarihi yüzyıllar boyu sürecek kanlı bir değişim sürecine girdi.Mısır'a "Özgürlük, Eşitlik ve Kardeşlik" sözü vererek giren Napoleon'un yönetimi sadece 3 yıl sürdü.İngilizler, 1801'de Fransızları devirip yönetimi aldığında Mısır'da bu sözlerin tutulmasına yönelik bir tek eylem olmamıştı.Napoleon Memlükleri yenip Mısır'ı işgal ederken sadece 10 Fransız askeri ölmüş, 30'u da yaralanmıştı. Oysa Memlükler 2 binin üzerinde asker, 400 deve ve 50 silah kaybetmişti.Bugünün penceresinden bakınca Irak Savaşı'na benzeyen bir tablo.Müthiş bir askeri güçle yerel kuvvetlerin yenilmesi ama sonunda ülkede tam bir hakimiyet kurulamaması.Mısır'ın ardından sıra Filistin ve İran'a geldi. Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda bölge tamamen Avrupalı güçlerin denetimindeydi ve Batılılar'ın kafalarına göre çizdikleri sınırlarla bölünmüştü.İkinci Dünya Savaşı'nın ardından bu Arap coğrafyasının ortasına bir İsrail devleti oturtuldu, hem Yahudiler'e karşı yüzyıllardır sürdürülen kıyımın bir özürü olarak hem de petrol kaynaklarını güvence altına alacak ileri bir karakol olarak.…Step 10:İsrail?!Örneğin ABD'nin son günlerde İsrail'e olan geleneksel ilgisinin dışına çıkması.Çünkü ABD dünyanın en gelişmiş savaş uçağı F-35'ten 19 tanesini acilen İsrail'e vermeye karar verdi. 10 yılda 70 uçak vereceğini daha önce açıklayan ABD, ki bunların maliyeti 2,2 trilyon dolar, şimdi vereceği uçaklar için de özel teknolojiler üretilmesi talimatını vermiş. Bunun için de ayrıca 450 milyon dolar ayırmış. Yani bizler 'Arap Baharı' ve Suriye ile uğraşırken ABD tüm Arap ve İslam ülkelerine nükleer başlık taşıyabilecek uçakları İsrail'e veriyor. Peki neden? Hani bu coğrafyada barış ve dostluk olacaktı? Olacak ama önce Suriye ve Suriye üzerinden tüm coğrafya darmadağın edildikten sonra. Bunun için de ABD hazırlıkları sürdürüyor. Örneğin yine geçen hafta Pentagon yeni bir silah üzerinde denemelerini başarıyla yaptığını açıkladı. Ama kimin umurunda? Haberlere bakılırsa bu silah, 13,5 ton ağırlığında yeni türden akıllı bombalar. Uçaklardan atılacak bu bombalar yerin altında 60 metrelik beton sığınakları delerek hedefine varıyor ve yerlebir ediyor. Yani bu bombalar İran'ın yeraltındaki nükleer tesislerini yok etmek için geliştirildi. Yani her şey İsrail için. Bunca bomba ve uçaklar yetmiyormuş gibi Obama amca yine geçen hafta İsrail'e 80 milyon dolar daha bağışta bulunarak (yıllık yardım 3,2 milyar dolar) Füze Kalkanı Projesi kapsamında yeni teknolojiler satma kararı aldı. Malatya'daki radarlarla ilgisi olup olmadığını henüz bilmediğimiz bu teknolojiler, önümüzdeki yılların en önemli silahı olacaktır. Tıpkı ABD'nin 'Büyük Müttefik' Türkiye'ye vermeyi kabul etmediği füze taşıyan Predatorlar gibi. ABD ve yakında İsrail bu Predatorlarla istedikleri yerde istedikleri hedefi ya da adamları vurabilecekler. Şimdilerde bir tek füze taşıyabilen Predatorları Amerikalılar 2 daha sonra da 4 füze taşıyacak şekilde geliştiriyorlar. Tabii ABD, İsrail için yaptıklarını ya daİsrail'e verdiklerini asla ve asla başka hiçbir ülkeye yapmayacak ve vermeyecektir. Çünkü ABD'ye göre İsrail'in dostu yani işbirlikçisi olmayan hiçbir ülke, Türkiye dahil, ABD'nin stratejik müttefiği olmayacaktır.Yani?!Türkiye-Suriye sınırı 911 km.dir, Irak 384, İran 560, Ermenistan sınırı 328 kilometredir.…Step 11:Enerji Uzmanı Necdet Pamir rakamlar veriyor:“Türkiye, enerjide % 72 dışa bağımlı bir ülke konumunda… Petrolde dışa bağımlılık % 93, doğal gazda % 98…Dış alım faturamızın % 22.4’ünü enerji dış alımına ödüyoruz. 2011 enerji ithalat faturamız 54 milyar dolar… Geçen yıla göre enerji ithalatımız % 40 artmış...2011 yılında doğal gaz dış alımlarımızın yaklaşık % 58’i Rusya’dan, % 18’i İran’dan… Toplamları % 76. Petrol alımlarımızın % 51’iİran'dan, % 12’si Rusya'dan... Toplamları % 63.”(“Stratejik Derinlik” www.enerjienergy.com)Suriye’ye kafa tutma uğruna Rusya’ya salvo atmanın olası bedellerinden birisini Ahmet Davutoğlu’na Necdet Pamir hatırlatıyor:Türkiye’nin 2011 yılında doğal gaz dış ithalatının yaklaşık % 58’i Rusya’dan, % 18’iİran’dan. Petrol ithalatının % 51’i İran’dan, % 12’si Rusya'dan. Doğal gaz ithalatının toplamının % 76’sı, petrol ithalatının toplamının % 63’ü Rusya ve İran’dan.Davutoğlu politikaları bu 2 ülkeye kafa tutuyor.Erdoğan da Rusya’ya durumu düzeltmeye gidiyor!Yani?!“War is good for American economy”!…Step 12:AB-D emperyalizmi tarafından 22 ülke için böl ve yönet mantığı ile planlanan ve uygulanan BOP ve de ARAP Baharı projesi ikinci yılına girdi.İlk olarak 18.Aralık.2010 tarihinde Tunus'da başlamış daha sonra Mısır, Yemen, Cezayir ve Ürdün'e sıçramıştır. Sonra Libya ile devam etmiştir. Bu dönemde, AB-D emperyalizmi tarafından askeri ve ekonomik katkılarla kışkırtılan halk ve paralı askerler tarafından Tunus, Mısır ve Libya gibi ülkelerdeki iktidarlara son verildi.Tunus’la başlayan, kanlı proje Suriye ile bizim de komşumuz oldu. Irak ve Libya gibi Suriye’nin de bölünmesi gündemde.Yani bölünme sırası bize mi geliyor?Güya halk hareketi ile yönetimleri devrilen ve hala büyük bir yönetim kaosu yaşayan bu ülkelerin eski yöneticilerini inceleyecek olursak;Tunus’da Zeynel Abidin Bin Ali, 23 yıl iktidarda kaldı. İhtilal sonrası Suudi Arabistan’a kaçan Bin Ali, yanında 1,5 ton altını götürmüş. Kanada’dan Güney Amerika’ya kadar ülkelerdeki mal varlığı araştırılıyormuş. İsviçre hükümeti ise 5 milyar $’lık serveti donduracağını açıklamış.Libya’da Muammer Kaddafi, 42 yıl iktidarda kaldı. Kaddafi'nin tüm mal varlığı 168 milyar $ değerindeymiş. Ağustos ayının sonunda Trablus'taki karargahından kaçarken, 12 milyar $ nakit para ile 5 milyon $’lık altını yani yaklaşık 17 milyar $’ı, tünellerden Nijer'e kaçırmayı başarmıştı. Bu para şimdi eşi Safiye, kızı Ayşe ve hayatta kalan oğullarının kontrolünde. 17 milyar $'ın dışında İspanya, Amerika ve İngiltere'deki banka hesaplarında 70 milyar $’I bulunuyormuş.Mısır’da Mubarek El Baraday, iktidarda 30 yıl kaldı. Yaklaşık 67 milyar $’lık serveti ABD ve İsviçre bankalarındaymış. İsviçre hükümeti Mübarek’in mal varlığını donduracağını açıklamış.AB-D emperyalizmi, demokrasi vaadi ile yaratmış oldukları kaotik ortamda diğer ülkelere de silah satarak köşeyi dönmektedir. Örneğin, ABD bu yıl başta Suudi Arabistan’a 29,4 milyar $, Kuveyt ve Katara da 11,3 milyar $ olmak üzere toplamda 50 milyar $’lık silah satarak rekor kırdı.…Step 13:İMECE?!“Yapılması gereken bir iş vardı ve herkes birisinin bu işi yapacağından emindi. Gerçi işi herhangi biri de yapabilirdi ama hiç kimse yapmadı. Birisi buna çok kızdı. Çünkü iş herkesin işiydi. Herkes herhangi birinin bu işi yapabileceğini düşünüyordu ama hiç kimse herkesin yapamayacağının farkında değildi. Sonunda herhangi birinin yapabileceği işi hiç kimse yapmadığı için herkes birisini suçladı!”Yani?!Bir Amerikalı kadın gazeteci Atatürk’e, “İşlerinizde nasıl başarılı oluyorsunuz?” diye sormuş ve şu cevabı almıştı:“Ben bir işte nasıl başarılı olacağımı düşünmem. O işe neler engel olur diye düşünürüm. Engelleri kaldırdım mı, iş kendi kendine yürür.”Mustafa Kemal Atatürk’ün Liderlik SırlarıAdnan Nur Baykal, Sf 1283 Kasım 2002 seçimlerinde partilerin oy oranları:AK Parti: Yüzde 34.43CHP: Yüzde 19.41DYP: Yüzde 9.54MHP: Yüzde 8.35GP: Yüzde 7.25DEHAP: Yüzde 6.14ANAP: Yüzde 5.11SP: Yüzde 2.49DSP: Yüzde 1.22YTP: Yüzde 1.15BBP: Yüzde 1.02Liderleri bunaltan, kök söktüren politikacılar için İngilizler, “Loose cannons on the deck” deyimini kullanırlar...Bu deyim “Güvertedeki ipinden kopmuş, cıvatalardan kurtulmuş ağır toplar” anlamına gelir.Böyle artık bağı ve cıvatası olmayan, kontrolden çıkmış toplar dalgalı havalarda güvertenin küpeştelerini paramparça ederler.Nokta....Ve...Son olarak..."Buzağı günahı" anlamına gelen "Het Haegel" nedir ne değildir?! tak. / AB makası.Nokta.15 Haziran 2018